HIV Pozitif Hayatın Günlüğü

Archive for 05 Mart 2011

AIDS Benden Uzaklarda Bir Yerde…

12 Aralık 2005

Ayaklarım geri geri gidiyor…

İçeri girmek istemiyorum…

Kafam o kadar karışık beynimde o kadar çok düşünce var ki…

Sonunda arkadaş hatırına da olsa ve beklide Kenan’ın ısrarcı tavrı sayesinde laboratuar kapısından içeri girebildik. İçimde anlam veremediğim çok derin bir huzursuzluk var. Kafamda bir ses sürekli “Ya AIDS’sem” diyor… İçimde sorular, çelişkiler, anlam veremediğim bir fırtına var.

Burası soğuk ve kasvetli bir yer diye düşünüyorum.

Aynı zamanda “Off Kenan nerden çıkardın başıma şu işi!” diye hem kendime hem Kenan’a sürekli içten içe kızıyorum.

İçeride işlemlerimizi tamamladıktan sonra kan vermek için beklemeye başladık. En sonunda benim sıram geldi. Kan verme koltuğuna oturdum…

İğne derime girdiği an sanki bütün dünyanın ağırlığı sırtımdaymış ve ben altında eziliyormuşum gibi hissettim kendimi. Sanırım bir an nefes bile alamadım.

Tüm bu düşünceler ve sıkıntılar arasında hemşire kolumu sıktığı lastiği gevşetip serbest bıraktığında “Off bitti nihayet!” dedim ve sonra tekrar bekleme odasına geçip Kenan’ın işinin bitmesini bekledim. Bu gelgitler içerisinde nihayet kanımızı vermiştik. Nedenini bilmiyorum ama bu basit işlem bana çok yorucu geldi.

Hala buraya geldiğim için kendime kızıyorum. Kafamı meşgul eden birçok düşünce içinde “Hadi çıkalım, yarın bizi arayacaklar” diyen Kenan’ın sesiyle dünyaya döndüm.

“Yarın mı nasıl yani ya? Hemen almayacak mıyız sonucu? Ne demek yarın? Ben yarına kadar nasıl beklerim Kenan?” diye sinirlendim.

Kenan beni yatıştırdı ve dışarı çıktık…

O anda durduk yere başıma dert aldım diye düşündüm. Bir daha istemediğim bir şeyi başkası için yapmama kararını alarak eve döndüm. Bu testi yaptırmayı hiç düşünmüyordum. AIDS benden çok uzaklarda bir yerdeydi. Ve bana uğramasına imkan yoktu zaten. Bütün bu düşüncelere rağmen tedirgindim. Ne de olsa kan verme işlemi beni her zaman rahatsız etmişti. Hele böyle bir durum için kan vermek benim için resmen bir işkence olmuştu.

Ancak kan vermek bir miktar beni rahatlatmıştı. Laboratuardan çıkarken hissettiğim şey buydu: kaygı ve rahatlama…

Ve gece…

Kendimi sakinleştirmiş ve yatıştırmışken gece yanında birçok olumsuz düşünce ve kaygı ile geldi…

Gece bir kâbustu…

O gecenin hakkını vermek gerekiyor: Benim için unutulması en zor gecelerden biri çünkü…

Kafamdaki birçok soru yüzünden internetin başında sabahladım resmen. AIDS ile ilgili haberler, videolar ve yazılar okumaktan kafayı sıyırdım ve nihayet kendimi “Ne ilgilisi var yahu? Sapasağlamım işte! Ne zayıfladım ne ishal oldum ne de yara bere çıktı vücudumda hiçbir belirti yok” diye ikna ederek yatağıma girdim…

Ne de olsa AIDS benden çok uzaklarda bir yerdeydi ve bana uğramamıştı… Hem dünyada milyonlarca insan vardı. Benim bu hastalığa yakalanmam çok düşük bir ihtimaldi… Kendimi bu şekilde rahatlatmaya çalıştım…

Yarın mesai hemen bitsin gideyim şu testin sonucunu alayım daha rahat olacağım diye düşündüm…

Bu uykusuzlukla nasıl kalkıp servise yetişeceğim bakalım…

Kıvaç Er

Yeni Bir Hayata Merhaba…

Merhaba,

Ben Sevgi. Sizinle küçük bir hikaye paylaşacağım. Hayatımın nasıl değiştiğini ve yeni bir hayata nasıl adım attığımı anlatacağım. Bugün sizlerle bu hikayeyi paylaşacağım. İşte benim hikayem:

En sonunda 6 yıllık kangrene dönüşmüş bir evlilikten kurtulmuştum ve hayatı hızla geri kazanmaya başlamıştım. Yavaş yavaş her şey benim için düzelmeye başlamıştı. İşim, ailem, arkadaşlarım…

Kendime tümüyle yeni bir hayat kurmaya ve bu hayatı güzelleştirmeye çalışıyordum.

İşe girmiş, kendi ekonomik gücümü elde etmiştim. Ehliyetimi cebime koymuş, spora da başlamıştım. Son derece neşeli, cıvıl cıvıl, insanları ve hayatı çok seven, piknik, konser ve sosyal etkinliklerin hemen hemen hiç birini kaçırmayan bir kadındım…

Anlayacağınız baya iyi bir sosyal hayatım ve geniş bir çevrem vardı.

2004 yılının başlarında girdiğim şirkette aşırı yoğun ve stresli bir ortamda çalışıyordum.

Bu dönemde her zaman kilolu olmamdan şikâyet eder, sürekli diyet yapardım. Ama hiçbir zaman istediğim kadar zayıflayamazdım.

O sene birden benim için bazı şeyler birdenbire değişmeye başladı. Nasıl olduysa ben diyet yapmadan zayıflamaya, ayda birkaç kilo vermeye başladım.

Ama bu arada mide şikâyetlerimden dolayı da çok fazla beslenemiyordum. Ne yesem mideme dokunuyor, canım istemiyordu. İştahsızlık ve halsizlik hat safhadaydı…

Akşamları erkenden yatıp, sabahları da kalkarken zorlanıyordum.

Yaz ortası durum iyice garipleşti. Artık midem için bir doktora gitme zamanı gelmişti.

Güç bela yazlığımızın oradaki özel bir hastaneye gittim. Endoskopi yapıldı. Şikâyetlerime göre antibiyotikler ve beslenme listesi verildi.

Mide ağrılarım geçti ama kilo kaybım bir türlü durmak bilmiyordu. Artık her hafta 1 kilo vermeye başlamış, bedenimin yarısı yok olmuştu. Sene başından bu yana 14 kilo vermiştim…

Yazlıkta ailemle sahile iniyorduk ama bende gözümü açacak hal yoktu. Eskiden denizden çıkmayan ben, kumsala indiğim gibi hemen yatıp uyuyordum. Sahilde, evde, otobüslerde… Başımı yasladığım her yerde uyuyordum…

Çok ama çok halsizdim…

Sevgi Yılmaz