HIV Pozitif Hayatın Günlüğü

Archive for 06 Mart 2011

Geçecek… Bitecek…

“Birazdan” diyordum … “Birazdan… Geçecek… Birazdan Geçecekkk….”

Sağlığım iyice bozulmaya başlamıştı. O dönemleri hala ilk gün gibi iyi hatırlıyorum. Ondan sonrası ne kadar karışık olsa da, her şeyin başladığı o dönemi çok iyi hatırlıyorum.

Sağlığım konusunda artık bir şeyler yapmanın zamanı gelmişti.

Yaşadığım tüm bu olumsuzluklardan ötürü en sonunda ciddi bir araştırma için doktora gitme kararı almıştım. Gittiğim dahiliye doktoru yaptığı testler sonucunda kan değerlerimin aşırı düşük olduğunu ve kontrol için tekrar kan almaları gerektiğini söyledi.

Neyim vardı benim böyle? Neler oluyordu bana böyle?

Doktorun isteği üzerine testleri tekrar ettik.

Gelen sonuçlar yine aynıydı. Normal insanlarda 4.000 – 6.000 arası olan lökositler, bende 1.800’lere inmişti. Doktor bu durumu mutlaka araştırmamı, en doğru sağlık hizmetini üniversite hastanelerinde uzman hematologlardan (kan hastalıkları uzmanı) alabileceğimi söyledi. Bu durum üzerine İstanbul Üniversitesi (Çapa)Tıp Fakültesi’ne gittim. Orada da birçok tahliller yapıldı ve doktorlar tarafından bakıldı. Aldıkları sonuçlarla benim şikâyetlerimin bulguları bir türlü tutmuyordu. Birçok hastalıktan şüphelendiler… Lösemi… Behçet…… vs

Tamam, mide şikâyetlerim geçmişti ama bu seferde boğazımın iç kısmında kocaman yaralar çıkmaya başlamıştı. İlk günler hafif hafif batıyordu ama ya sonraları… Bırakın besin maddelerini, ağız sıvımı bile yutarken nasıl inanılmaz acı veriyordu… Her yutkunmamda gözümden yaş geldiğini bilirim. Boğazımdaki bu yarayı dayanılmaz acısıyla 1,5 ay boyunca çektim. Sanki bir sürü cadı/yaratık başıma üşüşmüş, her saniye kocaman uzun tırnaklarıyla boğazımı kazıyorlardı…

Hem de her gün, her yutkunmamda… Acı … Bunu düşünebiliyor musunuz ???

Vücudunuzda bu tür değişimlerin olması insanı düşündürüyor. Acaba benim neyim var diye düşünmekten kendimi alamıyordum.

Bu soru kafamda hep bir yerdeydi: “Benim neyim var? Benim neyim var? Neyim var?”

Doktorun verdiği ilaçla yaralar anca geçmiş ama izleri hala boğazımda kalmıştı. Tam artık şikâyetlerim bitti derken bu sefer de nefes almamda sıkıntılar çekmeye başladım.

2,5 ay nefes darlığı ve aşırı kalp çarpıntıları yaşadım. Merdiven çıkamadım, yürürken tıkandığım için konuşamadım, her sabah yatağımda yatay vaziyetten dikey duruma geçerken tıkandım ve bu tıkanmalarda nefesimin tamamen kesilip, Azrail’in 10 parmağı ile birden ve tüm gücüyle boğazıma abandığını düşündüm. Sağlığım konusunda karamsarlaşmaya başlamıştım.

Evimiz 3. kattaydı. Normalde bir iki dakikada çıktığım merdivenleri 30–40 dakikada çıkar olmuştum. Bir basamak çıkıyor, duvara yaslanıp dinleniyordum. Çünkü kalbim yerinden fırlayacak gibi delirmişçesine atıyordu. 2,5 ay boyunca bu böyle devam etti.

Hele sabahları… Aman aman… Yattığım yerde önce kolumun üzerinde doğruluyordum, birkaç saniye sonra anca yavaşça ayağa kalkabiliyordum. Ama ne kadar dikkat edersem edeyim her seferinde yine kalbimin ritmi hızlanıyor ve Azrail gelerek krize girmeme sebep oluyordu. Her türlü koku beni anında tıkıyordu… Sigara… Parfüm… Sanırım bunu yapmak Azrail’in çok hoşuna gidiyordu ki, benimle oynuyordu…

Tüm bu durumların üst üste gelmesinin bir anlamı olmalı diye düşünüyordum…

İlk nefesimin kesildiği anı hiç unutamam. Eve adımımı attım ki bir anda kalbim çırpınmaya başladı, aynı anda da nefesim kesildi. Dakikalarca ciğerlerime hiç hava girmedi. Ve ben o bir yudum nefesi alabilmek için olağanüstü bir çaba sarf ediyordum. Ama nafile. O anlarımda son nefesimi verdiğimi düşünmüştüm. Gerçekten ölümün o soğuk nefesini alnımdaki terle birlikte hissettim. Sonralarında her kriz geldiğinde ve yine o bir yudum nefesi alamadığımda içimden “Birazdan” diyordum … “Birazdan… Geçecek… Birazdan Geçecekkk….” diyordum. Birkaç dakika sonra nefesim normal haline geri dönüyordu ve ben ancak öyle hareket edebiliyordum.

Sonra vücudumun artık hiç dayanacak gücü kalmamıştı. İyice kötüleşmiştim. Ayağa bile kalkamaz duruma gelmiştim. Evimin önüne ambulans gelip beni karga tulumba sedyelerle hastaneye kaldırdılar. Aylarca süren hastane maceramın o gün başladı işte…

Benim için yeni bir hayat sayfası açılıyordu artık.

Sevgi Yılmaz