HIV Pozitif Hayatın Günlüğü

Archive for 19 Haziran 2011

Hayatlar her zaman kesişir…

Benim 2005 yılım tam bir dizi film kıvamında geçmişti…

Olaylar biraz karışık olduğundan adım adım anlatacağım… Önce kişileri ve nerede tanıdığımı anlatayım sonra da onlarla hayatımın nasıl kesiştiğini…

1. Kişi: Bundan 1,5 yıl önce bir reklam ve organizasyon şirketinde çalışıyordum. Çok stresli ve yoğun bir iş ortamıydı. 1 yıl kadar çalıştım ve benim dönemimdeyken sanırım yaklaşık 50 ye yakın personel değişti… Patronum Akrep burcu bir kadındı. Kısaca E. Hanım diyelim. Aman Allah diyorum. En basit şeylere bile bağırır çağırır kıyametleri kopartırdı. Çok kere de yan gözle beni süzen bakışını yakalamışımdır. Kimle konuşsam pür dikkat kesilir, benim ağzımdan çıkan her şeyi merakla dinler, özel cep telefonu ile görüşmelerime bile izin vermezdi. Akşamları mesaim bittiği halde, çıkmama müsaade etmez, boş boş oturturdu beni. Korku filmlerinden çıkmış bir kadındı. 2 koltuğu kaplayacak kadar kilolu, renkli gözlü ve bebek yüzlü bir kadındı. Allah için yüzü çok çok güzeldi…

Birde o dönem hastalığımın en depreşik zamanlarıydı. Arada doktorlara gidip gidip bende süre gelen rahatsızlıkları öğrenebilmek için tahliller yaptırıyorum. Ve her nedense bana bir türlü teşhis konamıyordu. Böyle bir süreçti işte…

2. Kişi: Orada bir dönem (4 ay kadar) bir maali koordinatör görev yapmıştı. Kısaca adına FK diyelim. Özellikle bir fuar organizasyonunda ona bağlı, birlikte yoğun çalışmıştım. Oradan benim çalışma tarzımı ve stilimi iyi bilir. Aynı zamanda promosyon ürünleri sattığı bir ofisi ve imalathanesi vardı. İki işi birden yürütüyordu anlayacağınız. Daha birlikte çalışırken bile bana “-bir gün buradan herhangi bir sebeple ayrılırsan benim yanımda yerin hazır” derdi…

3. Kişi: Çalıştığım organizasyon şirketinin kozmetik ürünleri satan iki ortaklı, yurt dışı bağlantılı bir müşterisi vardı. Kısaca şirketin adına MH diyelim. Her iki ortak müşteri ile de iletişimim son derece iyiydi. Hatta bir çok kes S.Bey bana “Sevgi Hanım sizi bizim oraya alalım, benim sizin gibi bir asistana ihtiyacım var, burada aldığınız maaşın iki katını vereyim, gelin” derdi, bende her seferinde gülümserdim ve ” Teşekkür ederim ama E. Hanım beni bırakmaz” derdim. Etik olarak böyle bir şey yapmamın doğru olmayacağına inandığım için hep şakaya vururdum.

4. Kişi: Bu organizasyon şirketinde öz kardeşim gibi sevdiğim bir çocuk vardı. Kısaca adına A kardeş diyelim. Kerata ile öyle iyi anlaşırdık ki. Birbirimize çok yardım eder, açıklarımızı kapatırdık. Yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezdi. Benim hastanede yattığım dönemde de haftanın 3-4 günü iş çıkışı yanıma gelir “abla nasılsın, neye ihtiyacın var, canın ne çekiyor alayım sana” derdi. Gelip beni eğlendirmeye çalışırdı. Tanı konup Cerrahpaşa’ya sevk edildiğimde ilk HIV pozitif olduğumu söylediklerimdendi. Odama gelip de gözlerime bakışını ve bana sarılmasını hiç unutamam. O zaman çok destek olmuştu kardeşim bana…

Bu arada E. Hanım, kardeşim A.’ya sık sık benim yanıma geldiği için durumumu soruyormuş. Benim akıllı kardeşim dediğim şahıs kısa bir süre sonra bir gün dayanamıyor ve “Sevgi ablam eyttsss olmuşşş !!!” deyiveriyor.

E.Hanım’da sanki çok çok önemli bir iş yapıyormuş gibi hemen etraftaki herkese yumurtlamaya başlamış. Aklı sıra insani bir görev yapıyor; insanları uyarıyor ve (yanlış) bilgilendiriyordu.

Ben taburcu olalı 1 hafta olmuştu ki şirkete iş bağlantısı yaptığım 5 yıllık dostum beni aradı ve “senin gerçek hastalığın ne?” dediğinde “zatürree” diyerek yanıtladım. “Gerçeği söyle!!!” diye ısrar edince bende olduğu gibi doğrusunu anlatmıştım. Dostum benim için çok üzülmüştü, ama işin aslını (tedavisi olduğunu, gerekli önlemlerle bulaşmadığını) benden duyunca da çok rahatlamıştı. Sonra da eve beni ziyarete bile gelmişti, benim dostlarım böyledir işte.

E. Hanım bunun gibi daha birçok kişiye o şirkette tanıştığım, edindiğim çevreye de aynısını yapmıştı. Anlatırken yüz ifadesini bile aynen hayal edebiliyordum: o tombul gerdanını iyice geriye kırmış, renkli gözlerini de iri iri açmış, sesine de gerilim ve korku efekti verip ” Aaaaa sen duydun muuuuu? Sevgi eyyttsss olmuşşş !!! Hani hep doktora gidip duruyordu yaaa, bak gördün mü ne çıktı !!!” 

Ama sevgili kaçık E.Hanım insanların beni ne kadar çok sevdiğini anlayamamıştı. İnanır mısınız o çevreden de hiç bir dostumu, tanıdığımı kaybetmedim. Aksine beni daha çok arayıp hatırımı sorar olmuşlardı.

Ben bir hışım kardeşim A’yı arıyorum ama bir türlü korkusundan telefonunu açmıyordu. Açamaz tabii biliyor öfkemin nasıl olduğunu. Bende mesaj yazdım ve onu defterimden sildim. Bir kaç gün sonra messengerde yakaladı beni ve yalvara yakara özür diliyor. “Abla affet beni, seni öyle hasta, zayıf, çaresiz görmeye dayanamıyordum, bu yük çok ağır geldi bana” dedi. Benim zoruma giden HIV pozitif olduğumu söylemiş olması değildi, beni sinir eden benim giz olarak ona verdiğim bir şeyi başkasına aktarmasıydı. Yani konu başka bir olay olsaydı bile benim tavrım aynı olurdu. Sonuç olarak af etmedim ve artık benim A. diye bir kardeşim yoktu!

Bu insanlarla olan yaşantımın nasıl kesiştiği ise bir sonraki yazımda…

Sevgi Yılmaz