HIV Pozitif Hayatın Günlüğü

Archive for 26 Haziran 2011

Spora devam

Spor salonunda bir eğleniyorum ki sormayın!

Salonun her yanı aynalarla kaplı. Spor yapan insanları buralardan kesiyorum gizli gizli. Etrafıyla ilgilenmiyormuş gibi görünen kadınlar arasında, parmak uçlarında telaşlı telaşlı yürüyeni, oflaya puflaya dambıl kaldırmaya çalışanı, sayıları tek tek sayacağı yerde kestirmeden gidip çift çift sayanı var. Dilleri bir karış dışarıda olanları, upppp uzunnn saçlarını o kadar terine rağmen savurta savurta koşu bandında koşanı var… Valla baktıkça bana sıkıntı basıyor.

Hele erkekler tam bir sirk. Üçgen vücutlarıyla Herkül endamıyla yürüyenleri mi istersiniz, başında bandana ile Banderas tiplerinde olanı mı, punk gurubu üyesi gibi deri eldivenlerle çalışanlarını mı istersiniz… Hepsi var…

En komiği de yatıp ağırlık kaldırırkenki halleri. Düz banka yatıp alıyorlar halterleri, hoca da başlarında tutarak yardım ediyor ve bir yandan da bağırıyor: “BAAASSSS BAASSS BAAAAASSS”(yani ağırlığı kaldırması için gaz veriyor güya…)

Tam o anda benim içimden de “bass basss paraları layylaayyaa bi dahaaaa mıı gelcezzz dünyaaa yaa” diye şarkı tutturasım geliyor.

Adamların yüz ifadelerini bir göreceksiniz, sanki bir kilo limonu aynı anda ağızlarına sıkmışsınız gibi oluyorlar, ekşitilmiş yüzleriyle ağırlık kaldırıyorlar. Hele hele iyice abartmış olanlar artık o ağırlıkları kaldırırken iyice kabız olmuş durumdalar. Ikına sıkına spor yapıyorlar… Zorlanmadan dolayı IIHHHH IIIIIIIHHhhhhh!!!! diye garip garip sesler de çıkarıyorlar. Ama o sesler nerelerden çıkıyor, bir onu kestiremiyorum işte.

Ama yirmili yaşlarında bir çocuk var çok kıskanıyorum. Bir çıkıyor koşu bandına, tutabilene aşk olsun! Yüz kilo neft yağı mı sürmüş ne? Fişek gibi… Sırf hasetliğimden bir gün çelme takacağım ona, o koşu bandının bandı ile bir olsun, dönsün dursun.

Geçen hafta yerde yatmış karın hareketlerini yapıyorum (ki bu çok zor bi hareket, insanı oldukça zorluyor; artık var ya, nefesinizi nerenizden aldığınızı şaşırıyorsunuz.) Bir baktım tepemde biri bitti, “- kolay gelsiiiinnn, aa bakın bu hareketin bir de şöylesi var” deyip az ötemde yatıp hareketi göstermeye başladı. “Tamam, teşekkür ederim”dedim, devam ettim.

Daha sonra “bench mac” ve “lat put” (bunlar da kolları çalıştırdığınız ağırlıklı aletler) yaparken, “-kollarınızı dik tutun, nefesinizi söyle böyle ayarlayın”falan, bana direktifler veriyor. Sinir oldum… Sonra baktım herkese salça oluyor.  Gittim salon sahibine kim olduğunu sordum. Meğer yeni işe giren spor hocasıymış. Onun için böyle ahkâm kesme ve çokbilmişlik taslıyormuş. Çocuk işini yapıyor anlayacağınız, ben biraz geç anladım o başka. Ama hareketleri yaparken doğru yönlendirilmek çok önemli. Yoksa kendinizi boşa yormaktan başka bir işe yaramıyor…

Bu yeni hoca da arada bir hava atıyor ki sormayın. Aralarda stepbölümündeki aynaların karşısına geçip kendini ve kaslarını seyrederek Matrix gibi dönme hareketleri yapıyor. Neo mudur nedir?  Diyorum ya tam sirk bizim orası.

Ben mi nasıl görünüyorum salonda? Hiç sormayın…

Eminim tam komedi filmi karesi gibiyim. ‘Makas’ hareketini yaparken de korku filmi aktristi gibiyim. O hareketi yaparken yü –

zümü dehşet ifadesi kaplıyor… Gerçi, özellikle de bu son günlerde, hepten Zeyna gibi hissediyorum kendimi ya neyse.

Bir gün, hangi hareketti hatırlamıyorum, gözlerimi kapatmış, kaşlarımı çatmış, fısıltı halinde setleri sayıyorum. Artık hareketin devamını yapmaktan baygınlık geçirmek üzereyim ama acayip yoğunlaşmışım. Setin bitmesine 10 sayı kala gözlerimi bir araladım, salon sahibi hoca tam karşımda,  hafif başını eğmiş şaşkın şaşkın bana bakıyor:“-Spor mu yapıyorsun, işkence mi çekiyorsun belli değil, senin gibisini de ilk kez görüyorum burada”dedi. O an kendime dışarıdan bir gözle baktım, gerçekten çok çok komik görünüyordum…

Bir gün de tam bisiklete bindim, elimde cep telefonum, Elif’e (canım arkadaşım) mesaj yazacağım, bir baktım ta kendisi tam karşımda, amma sevinmiştim. Yanındaki vatandaş (erkek arkadaşı yani) benim nasıl ciddi ciddi bisikleti çevirdiğimin çok taklidini yapmıştı. “Sanki dünyanın en ciddi işini yapıyor gibiydin”diyor.

Ben de bu sirkin içinde bir tipim işte…

Sizin gittiğiniz salonda da böyle manzaralar var mı? Öyle spor salonlarını bilenleriniz anlattıklarımı hayallerinde daha rahat canlandırabilir…

Sevgi Yılmaz