HIV Pozitif Hayatın Günlüğü

Archive for 03 Ağustos 2011

Ben küçük bir kadındım…

Aylardır yazıyorum burada.

Hayatımdaki birçok konuyu, olayı paylaştım sizlerle. Ancak bugün küçük bir pencere açmak istiyorum sizlere. Kendimle ilgili, kim olduğum ve neler yaşadığım ile ilgili…

Ben daha çocuk yaşta, 17 yaşında evlendirildim. Ailem uygun görmüştü ve bende ses çıkartmamıştım. Çünkü aileye karşı gelinmezdi, öyle terbiye almıştım. Hem en doğrusunu ailem bilir, “onlar benim iyiliğimi ister” diye düşünmüştüm ve aşık olmadan evlendirilmiştim…

Daha 1 yıllık evliyken eşimin vücudunda bir sürü kırmızı kabarıklar oluştu, bu döküntünün sebebini öğrenmek için cildiye doktoruna gittiğimizde beni odadan çıkarttılar. Kısa bir süre sonra eşim içeriden çıktığında yüzü allak bullak olmuştu. Sonra Doktor beni de içeri aldı ve eşimin 1,5 ay önce frengi olduğunu söyledi !!! Duvarda asılı duran kocaman resimli tabloda bu hastalığın nasıl bir şey olduğuna, vücutta nasıl yaralar açıldığına şaşkınlıkla baktım. Tedavisi varmış. Eşimle ikimiz 10 cc’lik kocaman birer iğne olduk. O iğneyi hatırladıkça hala sol bacağım sızlar, çünkü kalçadan ayak baş parmağınıza kadar dev bir balyoz yemiş gibi oluyorsunuz. Saatlerce sızısı geçmiyor. Eve geldiğimizden kısa bir süre sonra eşimin ateşi ve vücudundaki döküntüler çoğaldı. Çenelerinin birbirine vurmasını engellemek için ellerimle tutmaya çalışıyordum. Islak bezler koyuyordum alnına. Şimdi düşünüyorum da, beni aldatmış bir kocaya yine de baş ucunda oturmuş bakıyordum…

Ben hamileydim!

Üstelik ben bunları yaparken/yaşarken 4 aylık hamileydim… !!!

Doktor çocuğun sakat doğma olasılığından bahsettiğinde başımdan aşağı kaynar sular dökülmüştü…

O anımı hiç unutamam…

Evliliğimizin kaçıncı yılıydı bilmiyorum… bu seferde eşimde kasık biti görüldü . Kasıklarında yerleşen bu illetten kurtulmak için elinde iğne uğraşır dururdu. Ben sesimi çıkartmazdım. Sormazdım bunların nereden, kimlerden geldiğini…

Frengi ve vücut bitinin yanı sıra bir ara da bel soğukluğu olmuştu. En bomba olanı sanırım HIV oldu. Enfekte olabileceği tüm virüslere bulaşmış, geriye bir şey bırakmamıştı. Maşallah… !!!

Evliliğin ilk yılları annesiyle uğraştı. Durup durup kadını kızdırır, tansiyonunu fırlattırırdı. Sonrasında erkek kardeşinin karısıyla uğraşmaya başladı. Neymiş efendim karısı kalkıp erkenden kocasına niye kahvaltı hazırlamıyormuş, hala niye çocuk yapmıyorlarmış, yoksa yapmayı mı bilmiyorlarmış…

Kızımın doğumuyla birlikte benimle uğraşmaya başladı.

Kadın olmak…

İlk 3 yıl kayınvalidemlerle oturdum. Evimiz çift daireydi. Bayram temizliklerinde 18 geniş camı siler, 20 küsür halıyı yıkardım. Her Allah’ın günü evi bir baştan bir başa siler, süpürürdüm. İyi badana yapmayı da evliliğim süresince öğrendim. Ama bi sevmediğim soba külü temizlemekti. Evin 3 erkeğinin (kayınpeder, kayınbirader ve eşim) gömleklerinin ütüsü hiç bitmezdi. Akşam bulaşıklar yıkanır, köpüklü kahveleri yapılır, ardından da meyveleri soyulur yanında çatalla ikram edilirdi ev halkına. Gece kaçta uyunursa artık, yatılır, sabah gene en nankör mesleğin mesaisi başlardı: ev kadınlığı…

Sevgi Yılmaz