HIV Pozitif Hayatın Günlüğü

Archive for 09 Ağustos 2011

Kendimi tekrar etmekten özgürlüğe….

Ben her gece evi terk etmeye karar veriyor, ancak sabah olunca cesaret edemeyip vazgeçiyordum. Hem de babamın evinde çok çok daha rahat edeceğimi bildiğim halde.

Benim iplerimin koptuğu, sabrımın taştığı gece bir düğün dönüşü olmuştu… Kızımın sınıf arkadaşının Vatan Caddesi’nde ki ordu evinde düzenlenen sünnet düğününe katılmıştık. Bir veli arkadaşla aynı masayı paylaşmıştık. Biz iki kadın sohbet ediyorduk, eşlerimizde bedava buldukları içkinin dibini arıyorlardı. Arkadaşın eşi de benim adamın kafada çıkmıştı. İkisinin de gözleri kan çanağı gibi olmuş ve boş gözlerle etrafa bakar durumdaydılar. Saat 23:00 olmuş ve düğün bitmişti. Ben kızımın montunu giydirdim, ayağa kalkıp eşime baktım. Yanımda yoktu. Lavaboya gittiğini düşündüm ve hep birlikte WC önüne doğru yürüdük. Beklerken arkadaşın eşi kocamın dışarı çıkmış olduğunu söyledi. Bende “-mümkün değil, beni bırakıp çıkmaz o” dedim.

Evet bırakmazdı, bırakmamalıydı… Bir erkek kadınına sahip çıkmalıydı, yalnız bırakmamalıydı böyle bir yerde. Ben “ mutlaka içerde, tuvalettedir, çıkar şimdi, bekleyelim” dedim, birkaç dakika sonra arkadaşın eşi yanıma sokulup kulağıma doğru eğildi ve “ne o kız kocasız mı kaldın? Bulalım sana bir koca” dedi !!! Kulaklarıma inanamadım, her yanım buz kesti. Kızımın elinden tutup dışarı doğru hızla yürümeye başladım. Eşimi bahçenin çıkışında desteksiz ayakta duramadığı için kapıya yaslanmış gördüğüm an bir kez daha buz kestim. Çok sarhoştu. Midesi bulandığı için açık havaya ihtiyaç duyduğunu söylemişti. Böyle bir aile manzarası sergilediğim için kendimden ve eşimden çok çok utanmıştım.

Eve geldiğimizde kendini tuvalete zor atmıştı. Kayınvalidemle banyo camlarımız karşı karşıya olduğundan, eşimin kusma seslerini ve bağırmalarını olduğu gibi duymuş, dayanamayıp gelmişti. İçerde bir düşme sesinden sonra, banyodan sesler kesilmiş, kapı çalmalarıma yanıt alamaz olmuştum. Tornavidalarla kapıyı zar zor açmayı başardım. Gördüğüm manzara iğrençti. Kocam olacak şahsiyetsiz, altında sadece donuyla klozetin yanında boylu boyunca sızıp kalmıştı. İçkiden ve kokusundan hep nefret ettim. Özellikle de rakı konusu. O anason kokusunu aldığım an, hemen hayatımın bu karanlık yüzünü gelir aklıma.

Ertesi gün kızımın okul müsameresi vardı. Sabah annemle gelip gelmeyeceğini öğrenmek için telefonda konuşmuştuk. Sesimin burukluğundan anlamış olmalı ki, neyim olduğunu sordu. Onca yıl çektiklerimden sonra bende artık dayanamamış ve gece yaşadıklarımı anlatıvermiştim. 2 dakika sonra babam geri aramış ve yanıma almak üzere birkaç eşya hazırlamamı söylemişti. Kayınvalideme hiçbir sey söylemedim. Hazırlanıp müsamereye gittik. Çıkışta ben artık kendi evime değil baba evine dönüyordum. Akşam eve, kayınpederime telefon açtım ve “baba ben artık dayanamıyorum, babamın evine geri döndüm, beni döndürmek için lütfen kapıma gelmeyin, kararım kesindir” dedim. Ailece defalarca geldiler. Her geldiklerinde ben odamdan hiç dışarı çıkmadım.

Bir keresinde eşim beni bahçede yakaladı ve sadece birkaç dakika onu dinlemem için yalvardı. Kırmadım onu ve dinledim. “Sana yalvarırım dön evimize, her şey benim dilimde, ben ne yaptıysam seni kıskandığım için yaptım. Ayağının altını öpeyim, kapında köpeğin olayım” iki gözü iki çeşme zırıl zırıl ağlayarak yalvardı. O haline öyle çok acıdım ki, yaptıklarına ve bana yaşattıklarına rağmen yine ona sarılmak ve teselli etmek istedim. Ama bu son hakkıydı, ona tanıdığım şansı kullanmıştı… kararlıydım… bitmişti…

Boşanalı yıllar geçti. Bu zaman zarfında hala benim hakkımda ileri geri konuşur. Kızına asla maddi hiçbir yardımda bulunmaz. Kızıyla yıllarda görüşmedi. Daha doğrusu kızı onu görmek istemedi.

O da aklına gelip hiç aramaz sağ olsun. Bir isteği olup olmadığını, onu özleyip özlemediğini, derslerini, okul durumunu, sağlığını sormazdı.

Ben şimdi çok mutlu ve huzurluyum. Hayatta sahip olabileceğim her şeye sahibim. HIV’de extra bonusum oldu, o ayrı konu 🙂

Çok şükür sağlıklıyım, ailem/kızım yanımda, ekonomik özgürlüğüme sahibim…

Sevgi Yılmaz