HIV Pozitif Hayatın Günlüğü

Archive for 14 Ağustos 2011

Geçmişle gelecek arasında…

Dün kızımın okul işleri için koşturduktan sonra, 3 haftadır gitmeyi/yüzleşmeyi ertelediğim eski eşimi ziyarete gittim. Giderken içim bir garipti, bomboştu, hafiften dizlerim titriyor gibiydi. Korkuyordum galiba…

Zillerine bastım, yukarı çıktım. Eski eşim (kısaca T diyelim) masada oturmuş yemek yiyordu. Beni görünce çok şaşırdı. Ben de onu görünce çok şaşırdım…!!! İnanılmaz değişmiş. Çok zayıflamış, başında ve ağız kenarlarında yaralar vardı…

O çok sevdiği nefti yeşil hırkasını giymişti. Onu üzerinde o hırkayla görmek, eski bir fotoğraf karesi gibi bir an hafızamda parladı. Kim bilir kaç kere o hırkayı yıkamış, mis gibi yumuşatıcı kokuları içinde giymesi için ona uzatmıştım. Hayat eskimiş, acılar eskimiş, hatta ben bile eskimiştim… ama o hırka eskimemişti…

Elimi uzattım ve ‘nasılsın T…, seni ziyarete geldim’ dedim. Herhangi bir misafir gibi beni buyur etti, yemek yiyip yemeyeceğimi sordu. Bu arada (eski) kayınvalidem ve kayınpederim de beni güzelce karşıladılar. Kayınvalidem hiç dayanamaz, duygulu bir kadındır, ağlamaya başladı… Sarıldık…

T…kafayı iyice yemiş; kardeşinin karısına çok fena takmış, hiç durmadan onu ve (güya) yaşadıkları ilişkiyi anlatıyor. Olmayan olayları varmış gibi yaşıyor. Ben girdiğimin 10. dakikasında anlatmaya başladı ve hiç nefes bile almadan konuştu. 1 saat kadar sonra ‘kızını hiç sormuyorsun, akına gelmiyor mu?’ diyorum. Bir cümleyle soruyor ve hemen ardından eski eltimi anlatmaya devam ediyor. Bir fırsatını yakaladım ve:

Ben : ilaçlarını düzenli kullanıyor musun?

T : Evet kullanıyorum.

Ben : Bak bu ilaçlarını çok düzenli kullanıp hiç aksatmaman gerekiyor.

T : İçiyorum, karaciğerime vurmuş işte, siroza çevirmesin diye uğraşıyorlar

Ben : Hıııı demek karaciğerin, başka bir rahatsızlığın yok mu senin?

T : Yok, ne olacak ki…!

Ben : Boşuna lafı dolandırma, rahatsızlığını da, kullandığın ilaçları da biliyorum!

T : Ne ilacı kullanıyormuşum?

Ben : ………ilaçlarını kullanıyorsun…

T          : ………… (ses yok)

Ben      : (gözlerinin içine dimdik bakarak) Bunlar ne ilaçları?

T          : (gözlerini kaçırarak) Bilmem verdiler içiyorum…

Ben      : ……….(güldüm)

T          : …………. (gene ses yok)

Ben : Endişelenmene gerek yok, buraya sana bağırıp çağırmaya gelmedim. Sana yardım etmek için geldim. Sen bana onca şey yapmana – çektirmene rağmen yine de kızımın babasısın. Getir tahlillerini de bir bakayım ben…

T : Yok benim bir şeyim. Hem bu senden sonra oldu. Hastanede her şeyime baktılar, beyin MR’ları çektiler, burada tahlil kâğıdım falan yok, hepsi orda. Sen doktor musun, bana doktorluk mu yapacaksın?

Ben : Hadi kıvırmaaa… Tahlillerini dosyana işlerler, aslını da sana verirler, inat etme getir de bakayım. CD4’ün kaç, viral yükün ne?

Ben bunları söylerken yüzüme öyle bir bakışı var ki ‘lannn bu karı (onun tarzı böyledir) bunları nerden öğrendi, nasıl biliyor acaba….’ der gibi, şaşkındı…

İnat etti getirmedi kâğıtlarını… Neyse… Allah’tan ilaç saatlerini babası takip ediyormuş. İlaçlarını almazsa neler olabileceğini anlattım. Ben ilaç – tedavi anlatmaya çalışıyorum  o bana ‘ kardeşimin kahpe karısı beni baştan çıkardı…..’diye gene anlatmaya başlıyor. Bir ara dayanamadım ‘eeee peki diyelim ki tüm bu olanlar doğru. O zaman sen nasıl baktın/yaptın bunu onunla? Nasıl bir vicdan, nasıl bir haysiyet var sende? Birde bunu her yerde anlatıp geziyorsun, utanmıyor musun?’ dedim. Sustu… Tabii saniye sürmüyor başka yerden başlıyor gene anlatmaya…

Sonra kaynanamı ve kayınpederimi aldım karşıma ve ‘buna 5 yıl önce tanı konmuş, sizde biliyor muydunuz?’ dediğimde ikisi de ‘yeminle kızım yeni öğrendik, bilmiyorduk’ dediler. Bende ‘eğer bunu bilip de bunca zaman bana söylemediyseniz hakkımı size de helal etmiyorum. Ona zaten etmiyorum. Bu dünyanın öbür tarafı da var, ben orada kul hakkıyla hesaplaşacağım onunla. Ondan nefret etmek bağırmak azarlamak istiyorum ama yapamıyorum. Bana yaptığı bunca şeye rağmen kin güdemiyorum ve hala yardım etmek istiyorum.’ dedim. İkisi de ‘kızım senin hakkını biz hiç bir şeyle ödeyemeyiz, bu ailemizin yüz karası, her gün bunu böyle çekiyoruz. Ne günah işledik ki bunu bize verdi. Tam ahır zamanımızda rahat edeceğimiz vakitte bunu çekiyoruz. Bu adam hayatı boyunca dert oldu bize, ama bu son olan iyice bitirdi bizi….’ dediler…

T çenesini kapatıp, bir köşesinde otursa gene çok problem değil. Hem hiç susmuyor, hem de anaya – babaya durmadan sataşıyor. Bir ara annesine şişe içinde su gibi bir sıvı getirdi;

Anne : Ne bu?

T : İç diye getirdim sana.

Anne   : (Kapağı açıp kokladı)  Aayy tiner bu, manyak mısın sen beee, çekil şuradan

T : Hırkamın kolu boya oldu sil…

T, bir gülüyor, bir ağlıyor. Seri halde ruh hali değişiyor. Ben bir ara ‘ bak zamanında ilacına başlasaydın şimdi böyle Cin Ali gibi olmazdın’ dedim. Aayy bir kahkaha attı. İkide bir de Cin Ali deyip durdu sonra…

Kaynanama da ”Böyle idare edeceksiniz, yoksa ona laf yetişmez, taramalı tüfek gibi. Keşke bir hastaneye yatırabilsek, iyice başına vurmuş” dedim. Kadıncağız dertli dertli; ‘yatıralım dedik ama gitmiyor ki kızım’ diyor.

İşin garip tarafı hiç biri bana ‘kızım sende de HIV var mı?’ demediler. Onlara gittiğimde, baştan ”ben sağlık alanında, bir projede çalışıyorum, o dedikodulardan sonra bunun böyle olduğunu da araştırdım buldum’ dedim. Neden, nasıl? demediler… Sanırım bilmek, öğrenmek ve yüzleşmek istemediler…

Kendimi T’nin yerine koyuyorum ve düşünüyorum… Anlamaya çalışıyorum. Kendini o halde görmek onu üzüyor olmalı. Aynada kendine bakarken ne görüyor acaba? Gerçekten o korku filmi karakteri görüntüsünde güneye inip kadınların peşinden koşacağı bir erkeği mi? yoksa ömrü buyunca insanlara kara bela olan adamı mı, defalarca karısını dipsiz kuyulara kendi elleriyle itmiş kocayı mı, yoksa hiçbir zaman sorumluluğunu taşımadığı bir kızın vicdansız babasını mı?

O kadar zaman içinde hiç ‘ben HIV’im’ demedi ve hep inkâr etti. Benim bildiğimi bildiği halde…

Çıktıktan sonra yüreğim hafifledi. İstediğimi yaptım. Kırıp dökmeden, acıtmadan, kendimi sinirlendirmeden… sakince… Ona dimdik ayakta olduğumu gösterdim. Ne yaparsa yapsın beni yıkamayacağını… Kendime de çocuğuma da bakabileceğimi… Hala zaman zaman kulağımda yankılanan aşağılamalarını ona yüreğimdeki iyilik aynasıyla geri yansıttım.

Bir ara ona: Hiç şöyle kafanı önüne alıp da ‘ben nerede yanlış yaptım? neden bu hallere düştüm?’ diye kendine soruyor musun? O olmayan vicdanın yaptıklarından sızlıyor mu hiç? diye sordum…

Konuşamadı…

Yutkundu…

Dudaklarının titrediğini gördüm…

İhtiyacı olduğunda beni arayabileceğini söyleyerek onu o gel – git dünyasında bıraktım ve çıktım.

Ben hayatıma… ileriye… geleceğe gitmek için yoluma çıktım…

Daha da ardıma bakmam…

HIV ile yaşayanlara not:T’nin, yaşadığı sağlık sorunları tedavisine geç başlamasından kaynaklanıyordu. İlaçlarını kullanmaya başladıktan kısa bir süre sonra sağlığına geri kavuştu…

İlaçlarımızı hiç aksatmadan devam ettiğimiz ve düzenli kontrollerimize gittiğimiz sürece her şey yolunda gidecektir…

Sevgi Yılmaz