HIV Pozitif Hayatın Günlüğü

Archive for 29 Ağustos 2011

“İmplant yaptırdım”

Bölüm 3

Aradan 3 ay geçti ve bu gün de vidalandım…

Çekilen dişimin yerine implant (eksik olan dişlerin fonksiyon ve estetiğini tekrar sağlamak amacıyla çene kemiğine yerleştirilen ve uygun malzemeden yapılan yapay diş kökleri) yerleştirildi…

Önce olayı ve mahallini anlatmaya başlayayım…

Tam saatimde diş fakültesinin 3. katında Mavi Klinikteydim. Selam kelamdan sonra, beni koltuğa bir güzel uzattılar ve bir yanak içinden, bir de damaktan anestezi yaptılar. Bu arada da odanın içinde 4-5 kişi harıl harıl çalışıyor. Biri aletleri diziyor, öteki etrafa bezler yayıyor, bir tanesi kocaman bir aleti içeri taşıyarak kurmaya çalışıyor, bir öteki de lambayı – masayı (neredeyse kendini bile) sera streç film ile kaplıyordu JTabii bu aletleri bayatlamasınlar – taze kalsınlar diye sarıp sarmalamıyorlar. Eeee ne de olsa anlı şanlı HIV’den bahsediyoruz.

Bu arada iğnemi yapan Emine Hn (çok şeker bir kız) bana: “bu hazırlıklar implant yerleştirme operasyonunun için, sizden ötürü kaynaklanmıyor, sakın size böyle vebalıymışsınız gibi davrandığımızı düşünmeyin” dedi. Ne kadar duyarlı bir kız.

Asistan kızlar tatlı bir telaş içinde ‘aman bunu şöyle yapalım… bunu böyylee yapalımmm, yoksa Aslan Hoca kızar… Aslan hoca masasını sağında ister…’ gibi cümlelerle birbirlerine talimatlar veriyorlardı.

Hazırlıklar tamamlandı ve kafa tasımın sol tarafı tamamen uyuştu. Derken Aslan Hoca bitiverdi. Eldivenlerinin lastiklerini şaklata şaklata ellerine geçirdi ve yanı başıma oturdu. Yattığım koltuğu rahat çalışabileceği pozisyonda ayarlattı. Öyle bir ayarlandı ki koltuk, sağ kulağım Aslan Hoca’nın tam karın hizasına geldi. Aslan Hoca’nın midesi gurluyordu…

Aslan Hoca’dan bahsetmeden edemeyeceğim. Çok hoş bir karizması var. Koridorda ki yürüyüşü öyle kendinden eminki. Ona baktığınızda podyumda yürüdüğünü düşünürsünüz. Güven veren bir duruşu var.

Asistan kız bana 1 gün önceden telefon ederek “Sevgi Hanım, sizi takip eden doktorunuzla (enfeksiyon doktorumu kastediyor) bir görüşebilir misiniz acaba? Yarın size Agumenin antibiyotik vereceğiz. Kendi ilaçlarınızla bir etkileşim olmaması için danışmanızı ve öyle kullanmanızı istiyoruz” dedi. Onay aldıktan sonra akşama hemen kullanmaya başlamamı söyledi. Bu da çok hoşuma gitti. Brawo walla… !!! Kocaman allkkıışşşş….

Hazırlık aşamasından sonra sanıyorum 30 – 35 dk içinde çene kemiğim oyulmuş, içine bade (vida) koyulmuş ve dikişi bile atılmıştı. Çene kemiğimi oyan aletin gırgırtısı, ağız sıvımı çeken hortumun höpürdetmeleri ve Aslan Hoca’nın mide gurultuları arasında operasyon başarıyla tamamlandı.

İnsanın kafa tasına bir şeyler vidalamaları garip bir his. Hatta komik. Kendimi dübel gibi hissettim. Sağlı sollu ha bire ağzımın içine bir şeyler sokup, katur kutur yine inşaat yaptılar. Gözümü arada aralıyorum, bir bakıyorum koca bir tornavida gözümün önünden geçiyor, bir bakıyorum 10 cc’lik enjektör burnumun ucunda, en sonlara doğru da ipler uzuyordu içimden… Ve tüm bunlar demin bahsettiğim gurultular, gırgırtılar armonisi eşliğinde yapılan hafriyat çalışmalarıydı. Ne eğlenceli değil mi?

Siz sevgili okuyucular şimdi siz “Sevgi bu kadar da atma Allah aşkına… İnsanın hiç mi canı acımaz?” diye söyleniyorsunuzdur. İnanın bana tek duyduğum acı damağıma batan iğne oldu. O da sinek ısırığı gibi bir hissin % 37’si gibi birşey.. Ağzınızı koccaammaannn açmak ve başınızı yana doğru tutmanız gerekiyor. Ehhh dudaklarınız az geriliyor, çünkü yanak etlerinizi bir aletle açık kalması için çektiriyorlar. Bu can acıtıcı bir şey değil zaten.

Ben tüm bu işlemler sırasında çok eğleniyorum…

Sevgi Yılmaz

Suçlamak…

“Düşen bir çığda, hiçbir kar tanesi, kendisini olup bitenden sorumlu tutmaz.”

Oscar Wilde

Sürekli düşünüyordum: ben ne yapacaktım?

Ve düşüncelerim bir süre sonra birilerini suçlama üzerine kuruldu. Kendimi suçluyordum, onu suçluyordum, hayatı suçluyordum. Ve bu düşünceler içinde bir deniz beni boğuyordu: internet!

İnternet içinde birçok “bilginin” yer aldığı bir denizdi. Yalan yanlış ne varsa bütün bilgiler toplanmıştı işte. Ve ben internette gezdiğimde HIV/AIDS konusunda karamsarlaşıyordum. Neye inanacağımı bir türlü bilmiyordum. Aslında o günlerden kalma bir tavsiyem var herkese: eğer HIV/AIDS ile ilgili bir şüphe yaşıyorsanız internetten uzak durun. Çünkü bilimsel olmayan birçok bilginin dolu olduğu, yalan yanlış her şeyin yazıldığı bir yer orası.

Kendimi suçlamak bir çözüm değildi. Benim test yaptırmam gerekiyordu. Testten sonra hemen uzman bir doktor ile görüşmem ve gerekiyorsa tedaviye başlamam lazımdı. Ama ben internet başında sürekli olarak vakit kaybediyordum.

Aslında korkuyordum ben,

Hem de oldukça…

Suçlunun kim olmasının ne önemi vardı ki?

Mert Sönmez