HIV Pozitif Hayatın Günlüğü

Archive for 05 Eylül 2011

“Özel durumunuzdan dolayı”


Bölüm 6

Bu gün 2,5 saat içinde yaşadıklarımı ve becerdiğim işleri anlatayım:

1. Olay:

Dün bahsetmiştim ya, kanal tedavim için bugün tekrar diş fakültesine gideceğim ve gün alacağım diye. Dün dolgularıma yardım eden kızla birlikte Endodonti bölümünde ki doktor ile görüşecektik. Doktor Hanım bu gün gelmemiş. Oradaki hemşire(!) “siz biraz dışarıda oturun ben kendisini arayayım size bilgi veririm şimdi” dedi. Çıktım 10 dakika kadar bekledim. Orta yaşlarda kısa boylu hemşire mimiksiz bir yüz ifadesiyle yanıma geldi ve

Hemşire :Kanal tedaviniz yapılırken doktorların giydiği cerrahi önlükleri set olarak sizin dışarıdan alıp getirmeniz gerekiyor

Sevgi :Nedenmiş o?

Hemşire :(Bilmiş bir edayla ve çenesini yukarı doğru kaldırarak) Sizin özel durumunuzdan dolayı

Sevgi :Ne fark eder! Kimin ne taşıyıcısı olduğunu bilemezsiniz. Fakültede birçok kez, birçok işlem yaptırdım ve hiçbir  bölümde de böyle bir şeyle karşılaşmadım.

Hemşire :O bölümlerin dernekleri var, bizim bölümün yok onun için siz alacaksınız (!)

Sevgi :(Duralayarak ve bana hak etmediğim bir şey mi geçiriyorlar diye düşünerek) Tamam peki gerekiyorsa alırım. Ne deyip de almam gerekiyor bu seti. Yani ne olarak soracağım ve nereden temin edebilirim?

Hemşire hemen yan odada birine diş muayenesi yapan doktora dönerek: “Selçuk Beeyyy… Hani böyle hepatiti falan olanlara bakarken doktorların giydiği önlük setine ne deniyor?”

Selçuk Bey:Tek kullanımlık Cerrahi önlük seti deniyor’ dedi ve beni de şööylle bir süzdü. Ama bu bakış ‘özel vaka mı?’ bakışıydı.

Sonra hemşire bana dönerek ve tam salonun ortasında durarak yüksek sesle:

Hemşire :Buraya yazıyorum. Ayrıca sizin cep telefon numaranızı da alayım. Işıl Hanım tarih belirleyince biz size haber veririz. Buranın numarasını da yazayım, sizde sorabilirsiniz. Ben haftaya burada yokum. Aradığınızda burada olacak olan hemşire arkadaşa (ses tonu yükselerek ve kelimeyi vurgulayarak) HIV pozitif olduğunuzu, durumunuzu mutlaka ona da söyleyin ki haberi olsun

dediiii…  ‘Tamam’ dedim ve bir hışım kapının önüne  çıktım, durdum. ÇOK SİNİRLENDİM !!! İçimden bir ses içeri geri gir “cahiiilll…. kara cahil… sen ne hakla benim tanımı böyle ulu orta açıklarsın” diye bağırmak geldi içimden.

(Şşşttt! sen sus bakayım içimdeki şeytan) Ama yok bu böyle olmaz. Bağrınıp söylensem ben haksız duruma düşecektim. Onun için sakince ve etkili hareket etmeliydim.  Hemen bir kat aşağıya Aslan Hoca’nın odasına gittim. Beni yukarıya onlar yönlendirmişti ve bir problem yaşadığımda gelebileceğimi söylemişlerdi. Dakkika 1, goooll 1… ben damladım aşağıya…

‘Tıkk… Tıkkk.. tııkkk…’

Yok. Aslan Hoca odasında değil. Hemen mavi kliniğe gidip Emine Hanımı sordum. Emine’yi de bulamadım…

Koridorda Emine’nin arkadaşını gördüm ve nerede olduğunu sorduğumda, onun büyük salonda hasta baktığını öğrendim. ‘hımm konuşmam gereken önemli bir konu vardı da, aslında Aslan Hoca’ya baktım ama o da odasında yok’ deyince kızcağız ‘gelin ben sizi Emine’nin yanına götüreyim, hasta bakıyor ama sizinle konuşur’ dedi. Emine’nin yanına gittim ve üst katta yaşadıklarımı anlattım.

Sevgi :Acaba ben mi alınganlık yapıyorum diye düşündüm? Ama en son o hemşirenin yüksek sesle tanımı herkesin önünde deklere etmesi beni çileden çıkarttı. Şu an gerçekten çok sinirliyim (!) Hem o önlükleri gerçekten benim mi almam gerekiyor? Gerekiyorsa tabii ki alırım. Yanlış bir şey yapmamak için önce size sormak istedim.

Emine :Çok, çok haklısınız… Ve bunları yapan eğitimli insanlar. Hemen Aslan Hocayla bir konuşalım, onunda bundan haberi olsun. Gelin benimle… derken bir yandan hastanın ağzına pamuklar tıkalıyordu. Hastasından özür dileyerek ve müsaade alarak benimle birlikte Aslan Hoca’nın odasına geldi.

Fakültede  profesörlerin odalarının dışarıdan kapı tokmakları yoktur, her biri kendi anahtarıyla girer. Emine kapıyı anahtarıyla açtı, girdi ve 5 dakika sonra beni içeri davet etti. Aslan Hoca ile tokalaştıktan sonra neler olduğunu tekrar anlatmamı istedi. Anlattım… Fakülte içerisinde, özellikle de eğitimli insanların böyle şeyler  yapmalarına ne kadar kızdığını, benim çok haklı olduğumu dile getirdi. Sonra dekan yardımcısı olan Serdar Çintan’ı aradı ve yaşanan durumu özetledi:

–   Yaaa Serdar’cım… benim takip ettiğim HIV pozitif bir hastamız vardı ya, Sevgi Hanım, kendiside şu an yanımda, yaa yukarı da durumuyla ilgili kendisine çok kötü davranmışlar. Ne yapalım bunlara? Ana bilim dalı başkanlarını toplayıp bir konuşalım, eğitsinler personellerini…

Aslan Hoca bunları söylerken bunları sanki kendi yaşamış gibi sinirlenmişti. Aaahh aahh hayranım bu hekime…  O konuşsun ben dinliyeyim…

Telefonu kapattıktan sonra “Serdar Bey şuan dekanın yanındaymış. Siz şimdi hemen oraya gidin ve durumu sıcağı sıcağına orada da anlatın, dekan da duysun bunları” dedi. Ben Aslan Hoca’dan aldım gazı, fişşşeekk gibi gidip soluğu dekanın odasında aldım. Odaya girdiğimde dekan ve dekan yardımcısı Serdar Bey ve bilmem ne başı bir bey daha beni karşıladılar. Olayı bir kez daha orada da anlattım. Ben anlatıp isim kullandıkça Serdar Bey’de bir yandan notlar alıyordu. ‘Peki dün dolgularınızı yapan asistan mıydı?  O da tanınızı yüksek sesle söylemişti değil mi? Adı neydi onun? Şimdi size Işıl Hanım mı bakacaktı? O demin sizi üzen hemşire hangi bölümdeydi? Peki dün dolgularınız yapılırken asistanın giydiği önlüğü de siz mi aldınız? diye sorular sordu. Teekk tekkkk hepsini ispiyonladım Sadece özel vaka odasında böyle hazırlık yapıldığını ve önlük giyildiğini, diğer yan tarafta hiçbir öğrenci ve asistanın ne önlük, ne bone, ne de gözlük taktığını görmediğimi söyledim. (Zaten standart önlemlerin dışında bir şey yapmaya gerek yok)

Dekanda anlattıklarımı duydukça ağzını büzerek üzgün olduğu anlamına gelen mimikler yapıyordu.

Serdar Bey       :‘Tamam siz meraklanmayın Sevgi Hanım. Ben gerekenleri yapacağım, sizi en kısa zamanda arayacaklar. O önlükleri de siz almak durumunda kalmayacaksınız. Hafta içi sizin dernekteyim, danışma kurulu toplantımız var.  Daha önce de gelmeyi çok arzu ettim ama yoğunluk nedeniyle gelemedim. Geçen Güven Hocada Ankara’da yaptığınız panelden bahsetti, çok başarılı geçmiş.

Sevgi :Aaa evet. Sizleri merkezimizde görmek bizleri çok mutlu eder. Her zaman memnuniyetle bekleriz. Evet Güven Hoca’nın sunumuna da bayıldım ben. Ne kadar güzel ve bilgilendiriciydi. Ben yaptığım konuşmamda sizin, Aslan Hoca’nın ve bölümünüzün de adını zikrettim. Ne kadar duyarlı ve doğru hizmet verdiğinizi, sizleri çok takdir ettiğimizi dile getirdim. Burada da böyle eğitici seminer, panel, ne olursa dernek olarak her zaman destek vermek için hazırız.

Serdar Bey : Çok teşekkür ederim. Aslında burada teşekkür edilecek bir şey yok. Yapılan tüm hizmetler, hijyen kuralları vesaire hepsi zaten olması gerekenler.Biz bunları düzgün yaptığımız için farklı görünüyor. Güven Hoca yıllarca hijyen konusunda olması gerenleri anlatmaktan dilinde tüy bitti. Bu kurallar sadece size özgü değil, herkese yapılması gereken prosedürdür. Evet eğitici seminerler için aslında tüm anabilim dalı başkanlarını toplayıp bir eğitimden geçirsek ne iyi olur.

diye konuştuk ve ben anlaşılmaktan, dinlenilmekten, böyle duyarlı insanların varlığını görmekten, en çok da hatalı iş yapan servisini ispiyonlamış olmaktan  son derece memnun bir şekilde ayrıldım.

2. olayı yarın okuyabilirsiniz…

Sevgi Yılmaz