HIV Pozitif Hayatın Günlüğü

Archive for 24 Eylül 2011

Doktor: “HIV hiç akla gelmiyor işte!”

Ne zamandır bir enerji kesintim, halsizliğim vardı. Tahminimce  tüm kadınların ortak sorunu olan demir eksikliği idi. Gidip kan verdim ve ertesi günde sonuçlarımı almaya annemle birlikte gittim. Annemin de endokrin de randevusu vardı. Enfeksiyon bölümü “sonuçlarını alınca haftaya pazartesi günü gel bakalım, dahiliyeden de konsültasyon ister, ilaç takviyesi yaparız” demişti.

Haklıymışım! Demir seviyelerim oldukça düşük çıkmıştı.

Baktım enfeksiyon bölümünün önü boş,  isim tabelasında bir kişinin adı var, o da muhtemelen bir iki dakika sonra çıkacaktı. “Şimdi gelmişken bir girsem de sorsam, pazartesi bir daha gelmesem” diye düşündüm. Beklemeye başlamıştım ki… kapı açıldı ve içeriden kara gözlü dahiliye doktoru çıktı.

Kim mi bu kara gözlü dahiliye doktoru? Daha önce yazmıştım ama yine de kısacık hatırlatayım:

HIV tanımı aldığım Samatya Hastanesi’nin dahiliye servisinde şaftım kaymış bir şekilde yatıyordum ya, orada diğer hastanın takibini yapan ve koğuşa girer girmez hoopp gözlerini benim tarafıma çeviren bir doktor vardı ya, işte o…

Ben taburcu olduktan sonra da poliklinikte karşılaşırdık hep. Yine karşılaştığımız bir gün, yanıma gelerek “Hayırdır, sizi hep enfeksiyonun önünde görüyorum.” diye meraklı gözlerle konuşmaya başlamıştı. Ben gayet sakin bir sesle “yattığım dönemde HIV tanısı aldım. Yani ben HIV pozitifim. Şimdide düzenli kontrollerime geliyorum” demiştim. Bu sefer meraklı gözlerinde şaşkınlık belirerek “HIV pozitifsiniz ve gözlerinizin içi gülüyor. Nedir bunun sırrı?” diyerek beni odasına davet etmişti. Sonra da “bu HIV konusunu bir gün daha detaylı konuşalım” deyip telefon numarasını yazıp elime tutuşturmuştu. Numarayı da çıkınca atmıştım…

İşte karşıma çıkan o dahiliye doktoruydu…

Kapıda burun burana gelince:

Sevgi :  Aaaaa aaaa! senin ne işin var burada? (Kabalığa bakın bendeki; siz falan yok, direkt sen! Belki onun da bir sağlık sorunu vardı, özeline karışır gibi lappadanak sordum.)

Kara gözlü Doktor :Hepatit için tezim var da, onun için çalışıyordum. Kontrole mi geldin?

Sevgi                 :Evet….Benim de bir dahiliye doktoruna ihtiyacım vardı, iyi oldu seni gördüğüm.

Kara gözlü Doktor :Hayırdır? Bakayım… (Tabii bakar, gün doğdu ona)

Sevgi : Ne zamandır bir demir eksikliğim var. İşte test sonuçlarım. Bunun için ilaç yazdırmam gerekiyor.

Doktor :Hımm… Evet değerlerin düşük, takviye gerek. Tamam hemen yazalım, karnen yanında mı? (o zamanlar ilaçlar karnelere yazılırdı)

Sevgi :Değillll… Ama annemle geldik onun ki var, ona yazabilirsin.

Doktor :Tamam getir ona yazalım, şuradan 5 numaralı dahiliye ye bir barkot alıp gel, olur mu?…

Hemen uçup annemin karnesini kaptım, barkot için bankodaki kızın tepesine dikildim. Kız da (haklı olarak) sorun çoıkardı.

Kıl Kız : Randevunuz var mıydı?

Sevgi :Hayır yok. Doktor bey şimdi sizden 5 numaraya bir barkot alıp gelmemi söyledi.

Kıl Kız :Randevunuz olmadan veremem…

Diyordu kiiii…. Bir baktım kara gözlü doktorcuk yanımda biti verdi. “5 numaraya bir barkot verin!” dedi. Kıl kızda “gıggg” yok. “Tabii efendim” deyip hemen çıkarmaya başladı. O arada doktor odaya gitti. Ben tam odaya girmeye hamle yapıyorken kadının biri atladı önüme ve “nereye giriyorsunuz, sıra var burada” dedi. Kapıda da 3 kişiler. “Doktor bey çağırdı” dememe kalmadan, doktor kendi gelip beni içeri aldı. Anaaa kapıdaki kadın çıldırdı. Avaz avaz “nasıl giriyor o içeriiiiiğğğ…” diye çığrışmaya başladı.

İçeride hasta takibini yapan, o gün, o 5 numarada esas görevli olan doktor başka bir kadındı. Onunda bağıran kadına tepesi attı ve kapıdaki görevliye “aççç bakim kapıyı” dedi. “Ne bağırıyorsunuz öyle? Doktor beyin bir hastası gelmiş kenarda ilacını yazıyor. Doktor bey gelip bu odayı kullanamaz mı? Ne ayıp yaptığınız, sırayla hepinize ben bakıyorum” dedi.

Kapıdaki çıldırık kadın bu sefer de “burası özel muayenehane mi?” demez mi…

Tamam sıra varken birinin içeri dalıp, öncelik alması her zaman sinir bozucudur. Ama ben az buçuk haksız olmakla birlikte,  kimsenin sırasını da gasp etmedim. Boşta olan bir doktoru değerlendirdim sadece.

Odanın en kenarında kara gözlü doktorum bana günde tek doz alacağım ilacımı, gidip gelip uğraşmamam için 3 kutu birden yazdı. Kullanım şeklimi anlattıktan sonra, 3 kutuyu bitirdikten sonra tekrar kan değerlerime bakmamız gerektiğini de ekledi. Tüm bunları anlatırken karneyi bir türlü elime geri vermedi! Masadaki kadın doktorun boş anında masasından küçük bir kağıt alıp telefonunu yazdı ve hepsini birlikte bana verdi…

Bir arada ben “Sen esas tezini hepatit yerine HIV konusunda yapsaydın biz de sana yardım ederdik” dedim…

Birlikte kapının önüne çıktık ve biraz sohbet ettik…

Doktor :  Nasıl gidiyor sağlık durumun? Bir değişiklik var mı? Ne kadar oldu?

Sevgi :Bu gün tanı alalı tam 3 yıl oldu. 3. yıl dönümüm bu gün. (yıl: Ocak 2008) Her şey çok iyi, hiçbir sorunum yok. Günlük dozlarımı kullanıyorum o kadar… Hastanede yattığım süredeki halimi hatırlıyor musun?

Doktor :  Hatırlamam mı? Ben de doktorluğa yeni başlamıştım. 3.5 yıl oldu benim de.

Sevgi :Aaağğğğ sen yeni miydin o zaman! O dönem ben AIDS tablosundaydım işte. Tedaviyle birlikte çok kısa sürede günlük hayatıma geri döndüm işte.

Doktor : Şimdi sizler daha iyi biliyorsunuz, o duruma gelip nasıl geri böyle sağlıklı olunuyor? (Bunu bana bir doktorsoruyor? Tıp eğitimi almış, günde yüzlerce hasta bakan almış doktor bunu bilmiyorsa, toplumun geneli ne yapsın…)

Sevgi :HIV’i baskılayan tedavisi var! Çoğumuzun HIV ile bir derdi yok.  Yaşamlarımız zorlaştıran damgalayan sosyal imajıdır. İşte bu yönünü doğru dürüst toplum bilmediği için ayrımcılıklar çok fazla yaşanıyor.

Doktor :Neden ayrımcılık yapıyorlar ki?

Sevgi :Çünkü doğru dürüst bulaş, daha doğrusu bulaşmama yolları bilinmiyor ve en çok ayrımcılığı doktorlar yapıyor. Hangi birini anlatayım ki sana; sırtını dinlemek üzereyken tanısını gören doktor “tamam kapatın sırtınızı, dinlemeye gerek yok” diyen doktor mu, HIV pozitif hastasına “yaklaşma bir şey sıçratacaksın” diyen enfeksiyon uzmanı mı, HIV pozitif olduğu için ameliyat edilmeyip masada kalanlarını mı anlatayım… Hele hele 12 yaşında bir çocuk bu nedenle yoğun bakıma alınmadı ve öldü!

Kara gözlü bunları duydukça gözleri daha da açıldı !

Doktor :Neydi sizin web sitesinin adresi? Orada hep böyle HIV’liler mi yazıyor?

Sevgi :(Hafif sert bir ton içeren bir ses tonumla) HIV’li demiyoruz! HIV ile yaşayan veya HIV pozitif kişi diyoruz. Çünlü ‘li ve ‘li gibi ekler ayrımcılığı destekliyor. Web sitemiz www.pozitifyasam.org

Doktorcuğun gerçekten HIV hakkında doğru dürüst hiç bilgisi yoktu. Ayaküstü birçok sorusunu cevapladım:

“Peki kondom kullanmak ne kadar koruyor? Öpüşmekle bulaşıyor mu?…..”

Sadece HIV için değil, tüm CYBH’dan korunmak için kondomu her ilişkide kullanmak gerektiğini, güvenirliğini…. Teorik olarak tükürük ve gözyaşında HIV olduğunu, ancak bulaş olması için litrelerce tükürükte içerisinde gözle görülür miktarda kan olması gerektiğini, HIV’in mukozalardan geçiş yaptığını …..vs anlattım…

“HIV mukozalardan geçiş yapar. Vücudumuzdaki mukozalar ağzın içi, gözün içi, vajinanın ve anal bölgenin içi ve penisin baş kısmıdır. Süngerimsi yapısı olduğu içi emme özelliğine sahiptir…” diye anlatırken bana “oohh oo  ooğğ  sen bu konuları aşmışsın” dedi.

Sevgi :Ben tıp öğrencilerine bu alanda eğitim veriyorum. Çünkü eğitim sisteminde yeteri kadar anlatılmıyor. Ben tanı almadan önce dahiliye servisinde 1 ay yattım. Bana bu sürede neyim olduğunu anlamadan körlemesine antibiyotikler verdiler hep. Her gün farklı bölümlerden konsültasyonlara geldiler. En son enfeksiyona sıra geldi de ne olduğu şükür anlaşıldı. Sadece enfeksiyon doktorlarının değil, tanı aşamasında  özellikle dahiliye ve cildiye doktorlarının bu konuda bilgisi olması gerekir.

Doktor :HIV hiç akla gelmiyor işte !

Sevgi : Nasıl akla gelmez! Benim AIDS tablosunda olduğum bariz belliydi. İlk akla gelmesi gereken şüphelerden biri bu olmalıydı. Bir kişide; kısa sürede (6 ayda) yaklaşık olarak vücudunun %10’u kadar kilo kaybı, durmayan ishali, lenf bezlerinde bezeler, düşmeyen yüksek ateşi varsa hemen bunlara bakılması gerekir. Üstelik bende pnömoni de vardı. Tanıda çok önemi bunlar…

Ve yaptıkları tek teste güvenmemeleri gerektiğini de anlattım. Kişinin pencere döneminde olabileceğini ve hem antikor – hem de antijen test sürelerini anlattım…

Aayy bu arada HIV pozitif çiftlerden HIV ile enfekte olmayan bebekler olduğunu da bilmiyordu, çok şaşırdı. Alınması gereken önlemleri ve bu önlemler ile geçiş için %0.5’den az risk olduğunu anlattım…

Telefon numarasını ne mi yaptım? Tabii ki yine yırtıp attım…

Sevgi Yılmaz