HIV Pozitif Hayatın Günlüğü

Archive for 27 Eylül 2011

Bir HIV pozitifi hastanede ziyaret…

Önemli olan hayatı paylaşmak değil mi?

Bugün öğlene doğru takip olduğum hastaneye rutin testlerimi yaptırmak için  gittim.  Gittiğimde de enfeksiyon bölüm başkanını bir ziyaret edip hal hatır sorayım dedim. Epeyce konuştuk. Destek Merkezi yeni yeni kurulmakta olduğu için (yıl 2006) bana işlerinin nasıl gittiğini, ne aşamada olduğumuzu ilgiyle sordu. Ben de merkez için başvurduğumuz fonun kabul edildiğini artık harekete geçtiğimizi, çok güzel oluşumlar içinde bulunduğumuzu, kurulacak olan akran dayanışma hattını anlattım. “A aaaaa çok güzel, çok güzel… bunlardan haberim yoktu…! “ dedi. Gelişmelere çok memnun oldu…

Sonra serviste yatan bir HIV pozitif olup olmadığını sordum !!!  Duraksadı… Bende “hastanede yatan, tanısı konmuş bir hasta kendini çok yalnız hisseder ve kendinin tek olduğunu düşünür. Benim gibi sağlıklı bir başka HIV ile yaşayan birini görmesi ona çok iyi gelecektir. Kendisinin de böyle iyileşeceğini düşünür, görür. Onu benden iyi anlayamazsınız. İsterseniz, önce kendisine benimle tanışıp tanışmak isteyip istemediğini bir sorun” dedim. Doktorum hemen “ben bir sorayım” dedi ve odadan çıktı. Benimle tanışmak istermiş… Çok sevindim…

Bir kadına yardım etmek

Küçücük ve aydınlık odasına girdiğimde yatağının üstünde oturuyordu. Elinin üstüne takılı olan seruma takılmamak için dikkat ederek ona uzandım ve yanaklarından öptüm. Bir an içimden “geçmiş olsun” demek geldi ama demedim. Çünkü biz HIV pozitifler için söylenebilecek en anlamsız cümlenin bu olduğuna inandığımdan olsa gerek. Söze gülümseyerek bir “Merhaba …” ile başladım.  1,5 yıl önce bana da tanının bu hastanede konulduğundan, ilaçlarımı düzenli kullandığımdan son derece sağlıklı olduğumdan, bu servisin doktorlarının çok iyi olduklarını ve kendisinin emin ellerde bulunduğundan bahsettim.

Şu an yaşadığı dönemin ve hissettiklerinin çok doğal olduğunu, çok kısa bir süre sonra ilk günlerdeki gibi düşünmeyeceğini söyledim.

Hepimiz aynı yoldan geçtik…

Epeyce konuştuktan sonra (bu arada psikolojik durumunu az çok tahmin ediyordum) bazı yerlerde de “sen şimdi ……. Şu şu şuuu konuda böyle hissediyor olmalısın…” diyorum, beynindeki düşüncelerin başkası tarafından seslendirilmesine hayret ederek  “ evet evetttt…” diyordu. Ben de gülümseyerek ve yumuşak bir ses tonuyla “Biliyorum… çünkü bende öyle hissetmiştim… Şu an senin neler düşündüğünü ve içinde neler yaşadığını öyle iyi biliyorum ki… Ama inan bana her şey çok daha iyi olacak ve sen çok kısa bir süre sonra tekrar sosyal yaşantına geri döneceksin. Ben çok daha kötü durumdaydım. 2 ay bakıma muhtaç kaldım ve tanı aldığımda AIDS tablosundaydım. Tedavime başlayarak birkaç ay içinde eski günlerime geri döndüm. Bunun için kendine güvenmen, inanman ve ilaçlarını düzenli alman çok önemli… Görüyorum ki karşımda çok güçlü biri var. Bunu atlatman senin için çok güç olmayacaktır…” dedim.

35 yaşında… Kadın… Ama adını bilmiyorum, sormadım. Gerçi bilseydim de size söylemezdim…

Kendisi ne sebeple hastaneye gitmiş biliyor musunuz? Saçları için…

Gülerek “aaayy düşünebiliyor musun? Saçlarım çok dökülüyor diye hastaneye gittim HIV çıktı, şaka gibi dimi?” dedi…

Doktorlar da önce kanserden şüphelenmişler, sonraki tetkiklerde tanısı konmuş. Hastaneye yatalı 1 hafta olmuş. Testinin pozitif çıktığına iyice emin olmak için farklı farklı birçok hastanede tekrar tekrar test yaptırmış. Sonunda da buraya yatışı yapılmış. Henüz ilaç tedavisine başlanmamış. Viral yükünü, CD4 sayılarını hiçbir şeyi bilmiyor… Sanırım testlerinin sonuçları henüz çıkmamış.

Konuşmamız esnasında ilaç tedavi şekli ve olabilecek yan etkiler konularına hiç girmedim. Bu doktorların işi… Sanırım ben ilaçları tolere edemediğim zamanlarımı, nasıl aylarca bulantı çekip kustuğumu anlatsaydım kadıncağız şakkadanak bayılırdı. Belki onda böyle şeyler olmayacak ne diye kafasına sokup karıştırayım, dimi ama…?

Ben gerçekten sağlıklıyım…

Canım yaaa… Arada gözleri doluyor, söyleyeceklerini unutuyor. Hani ileri evre aşamasında unutkanlık olur ya. Kendisi bu durumu kendi kendine açıklayamıyor, ben “unutkanlığın normal, bu da geçici meraklanma…” diyorum. Bir ara söyle bir konuşma geçti:

O :Sen ne kadar sağlıklı görünüyorsun, hiç hasta değil gibisin, gözlerinin içi parlıyor…

Ben :Evet, çünkü gerçekten sağlıklıyım. Canım biz hasta değiliz ki, sadece taşıyıcıyız. Bu tedavisi olan kronik bir durum. Hepsi bu… İlaçlarımızı düzenli kullanıp, kendimize de dikkat ettik mi hiçbir sorun kalmıyor dedim…

Gerçekten de öyle ama…

Yanında 1,5 saat oturup sohbet ettikten sonra kalkmak için müsaadesini istedim.

– Gidiyor musun? Yine gelllll…!!!”

– Evet, şimdi gitmem gerek, ama meraklanma seni ziyarete tekrar gelirim”

– N’olluurr gel …!!!”

– Elbette gelirim kendine çok iyi bak olur mu?” dedim ve yanaklarında öperek çıktım.

O “nolluurr gel …!!!” diyen sesi kulağımda kaldı… İmkânım olsa kendimi  yüzlerce kopyalasam ve tüm hastanede ki insanların yanında olup onlarla  konuşup, onlara destek olabilsem…

Konuşmamızın arasında tahlil için gittiği bir hastanede birçok kişiye yeni tanı konduğunu, çoğunluğunun kadınlar olduğundan ve nasıl ağladıklarından bahsetti. İlk fırsatta orayı da ziyaret etmek istiyorum…

Biliyor musunuz? Biz Pozitif Yaşam Derneği üyeleri, danışanları, diğer pozitiflere göre çok şanslıyız… Şanslıyız ki birbirimizi bulduk, burada (mahremiyetlerimiz gözetilerek) görüşüp birbirimize yaşamışlıklarımızı, dertlerimizi, sevinçlerimizi, kendimizi anlatıp rahatlıyoruz… PAYLAŞIYORUZ

Sevgi Yılmaz