HIV Pozitif Hayatın Günlüğü

Archive for 11 Mayıs 2012

HIV’I hak etmek…

Biri geldi yanına yaşayan kütüphanedeki, kanlı canlı kitabın…
– Sizce hak etmiş olamaz mısınız?
– Neyi?

Sonra biraz düşündü nasıl devam edeceğini…
– Yani, HIV + biri olmayı!
– Belmem… Sizce başımıza ne geliyorsa, hak ettiğimiz için midir? Siz benim hangi yolla aldığımı biliyor musunuz? Veya hangi yolla alınması daha müstehak kılar bu hastalığı? Biliyorsunuz veya bilmiyorsunuz, HIV+ bebekler de var, onlar ne yapmış olmalılar ki hak etsinler bu durumu? Ya test edilmeden kan verilerek bu sağlık sorunu edinenler? Düşünerek ve vicdanınızla konuştuğunuza inanmıyorum ben. Belli ki bazı önyargılar sizi de esir almış. Ve en kolayı da, onlara teslim olmak olmasın? Bence kimse hak ettiği için sağlık sorununa sahip olmaz. Herhangi bir sağlık sorunu, her birimizin bir gün ve bir şekilde başına gelebilir. Kanser olan akrabamız, ona reva olduğu için mi o durumdadır? Ya yürürken başına taş düşen, çalışırken iş kazasına uğrayan, bir yangında mahsur kalan, çığ altında kalan biri? Tekerlekli sandalyeye mahkum olan bir ağabey? Bu depremin ancak hak edenlerin başına geldiğini iddia etmek gibi duygusuz ve yanlış bir yargı bence… Çok büyük bir önyargı… Düşüncelerimizin ve hayatı görüş ve yaşayış biçimimizin, diğer tüm insanlarca benimsenmesi gerektiği ve tek doğrunun bizimkisi olduğu yanılgısındasınız bence… Ömür dediğimiz süre bir şekilde son bulmakta, kalp krizi geçiren yaşlı amca ne günah işlemişti sizce? Ve zaten her birimiz eninde sonunda bir şekilde veda edeceksek yaşama, yaptığımız hatalar nedeniyle midir bu sonuç? Tabii ki hiç kimsenin ve hatta düşmanımın bile bu sağlık sorununa sahip olmasını istemem ben, ama artık tıp öyle ilerledi ki, pozitif olan bir bireyin tedaviye erişimi olduğu sürece hayatını diğer insanlar gibi sürdürebileceği ve normal yaşam süresine erişebileceği ifade ediliyor. Kronik hastalıklar listesine alınan HIV+ olma durumu, artık kontrol altına alınabiliyor da. Öyle, ya da böyle bir şekilde önümüze çıkabiliyor sorunlar.

Bu sorun hep belli kalıplara oturtularak, sahiplerine reva görüldü. Hiç bir gruba ve sınıfa ait olmasa da, düşüncemizde önyargılara tabi tuttuğumuz gruplara müstehak gördük. Oysa, tekrar etmek istiyorum kimse hiç bir kötülüğü hak etmiyor. Yaşam ve o yaşamı mutlu olacak şekilde yaşamak herkesin hakkı ister sağlıklı, ister herhangi bir sağlık sorununa sahip olarak.

Ne olursa olsun, insan hak ettiği için hasta olmaz. Biyolojik varlık oluşumuz gerçeği temelinde, bu sorun da her sağlık sorunu gibi insana ait bir olgu. Ve lafı uzatmadan bir kaç kelime daha etmeme izin verin; Bence hiç bir insan yüzde yüz iyi veya yüzde yüz kötü değildir. Ama önyargıları aşmak belki de bir insan olarak yapabileceğimiz en akılcı eylem olur. Bu soruna sahip olan insanların bazıları, sırf bu önyargılar yüzünden tedaviyi reddetmekte. Ve sonunda onları bu virüs değil, önyargılarımız öldürmekte. İşte bu kadar tehlikelidir önyargılarımız. Ben sizin aslında belli kalıpları alıp, onların sizi sıkıştırdığı çerçevede düşünmekten daha geniş görüş açısına sahip olduğunuzu ve daha büyük bir düşünme kapasiteniz olduğunuz kanısındayım. Beni okumayı istemek de, yeni düşüncelere açık olduğunuzun ispatıdır diye düşünüyorum. İyi ki geldiniz ve konuştuk. Belki bir gün bizim sağlık sorunumuzun da, her bir sağlık sorunu gibi insana dair olduğu düşüncesini ve insanlığın bilimsel ilerlemelerle bu dahil, diğer tüm sorunlara çare bulacağı umudunu benimle paylaşacağınızı umut ediyorum.

Genç okuyucu, ayağa kalktı ve elini uzattı… “Ben sizin kötü biri olduğunuzu düşünmüyorum! Ben de bir gün buna çare bulunmasını umuyorum! Zaman ayırdığınız için teşekkürler!” dedi… Gülümseyerek uzaklaştı sonra…

Sizin kafanızda da benzeri soru işaretleri var mı? Var ise eğer, yarın bir hastahaneye gidin… Ve çevrenize bakın, orda olan herkes sizce hak etmiş midir hasta olmayı?

Fatih Egelioglu