HIV Pozitif Hayatın Günlüğü

Minnet

Tanı konulduğunda ilk hissedilen yalnızlık ve çaresizlik duygusudur bizi saran. Kime anlatsan anlamayacaktır içinde bulunduğumuz duyguları. Hatta anlatmanın faydası yok diye düşünür ve belki bir kabuki öreriz kendimize. Ve içine çekildikçe bu kabuğun, daha da yalnızlaşırız, yanlızlaştırırız kendimizi.
 
Hiç gelmedi ki başımıza böyle bir problem daha önceden. Bu yüzden bilemeyiz, nereye, kime, nasıl gidip, ne soracağımızı, ne yapacağımızı, nasıl aşacağımızı içinde bulunduğumuz duyguları ve gittikçe kalınlama potansiyelindeki bu kabuğu nasıl kıracağımızı, hatta kırıp, kıramayacığımızı.
 
İlk elini uzatana, ilk gülümseyene, ilk başımızı sıvazlayana sarılmak gelir içimizden, sanki bunlar büyük işlermiş gibi teşekkür etmek ve borçlu hissetmek. Minnet duygusu büyür de büyür, bize iyiliği dokunanlara. Belki tam tersi davranışlara da diş biler, düşmanlaşırız.
 
Yardımı dokunan doktorlarımıza, diğer kuruluşlarda bize yardımı dokunanlara karşı oluşan bu minnet duygusu, çaresizlikten ve içinde bulunduğumuz ruh halinden kaynaklanır işte. Aslında ne kadar normaldir yaptıkları ve hatta görevleridir de. Doktorlar, eğitimleri gereği bunun farkındadırlar aslında. Hatta eğitimleri içinde bu anlatılmıştır onlara. Hastanın doktora beslediği bu borçluluk duygusu çok kırılgandır aslında, kötü kullanıma da açık, ancak doktorların mesleki yeminlerinde yer bulmuştur gerekli davranış şekilleri, iyi niyet, adalet ve sorumluluk. Sorumlu sağlık görevlileri, bu minnet duygusunun ve kırılganlığın bilincindedirler.
 
Oysa insan egoları ne kadar da büyüktür. Zayıfın, ihtiyaç duyanın güçlüye ve ihtiyaca cevap verebilme yeteneğindeki insanların egolarına seslenme ve onları besleme olasılığı ne kadar büyüktür. Zayıfın ve ihtiyaç duyanın duyguları sömürülmeye ve kötü niyete ne kadar açıktır…
 
Ve bunları bilerek yardım eden profesyonellerle, gönüllülerin egolarını dizgin altına alabilme yeteneği ne kadar da büyütür onları. Hiç bir kişisel çıkar gözetmeden, uzattığı eli dillendirmeden, görevini bir özveri imiş gibi göstermeden, minnet duygularını kullanmadan, sömürmeden, sadece ve sadece görev ve sorumluluk bilinci ile yerine getirdikleri işleri, onları ne kadar da gerçekten doğru ve iyi insanlar yaparlar.
 
Bizler, aldığımız hizmetler ve destekleri biz olduğumuz için alırken, bize destek veren doktorlardan, dernek çalışanlarına ve gönüllülerine kadar herkesten de gerçekte olması gereken de o olduğu için destek almaktayız. Aldığımız desteğin ne kim olduğumuz, ne ne kadar iyi veya kötü olduğumuz, ne yaşımız, dış görünüşümüz, ne giyimimiz, ne de cebimizdeki para ile ilgisi var veya olmalı.
 
Bizlerin duyguları kırılgandır. Asla ve asla bilmeliyiz ki, görevleri bize destek olmak olan hiç kimseye minnet duygumuz ve borcumuz yok. Hatta bireysel olarak bize destek olanlara, maddi veya manevi hiç bir yükümlülüğümüz olmamalı.
Bana sorarsanız eğer bir tek borcumuz ve yükümlülüğümüz var. O da daha ileride, maddi ve manevi gücümüzü tekrar kazandığımızda, yeni tanı alan ve daha önce bizim gibi daha çok bilene ve güçlüye ihtiyacı olanlara KARŞILIKSIZ ve ONLARDA MİNNET DUYGUSU DOĞURMADAN, içten, insanca ve çıkarsız el uzatmak, yardım etmek, destek olmak, ayırmadan, hiç bir sınıfa sokmadan, yargılamadan, sorgulamadan…

Comments on: "Minnet" (1)

  1. emine tanriover said:

    Tercüman olmussunuz duygularima. peki, Hastalık derecesinde minnet duygusuna ne yapmak lazım.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: