HIV Pozitif Hayatın Günlüğü

Archive for the ‘Genel’ Category

“Tak da yap”

Pozitif Yaşam Derneği’ni kurmuş ancak henüz bir merkez edinmemiştik. Bu dönemde İnsan Kaynağını Geliştirme Vakfı – Kadın Kapısı toplantılarımızı yapmamız için bize ofisini açmıştı. Ve biz de Pozitif Yaşam Derneği olarak burada eğitimler alıyor ve bir araya geliyorduk. Ve bir eğitim sonrası yaşadığım olayı hala unutamıyorum;

Eğitim çıkışı kızımı eve bırakacak vaktim olmadığı için onu da toplantıya yanımda götürmem gerekmişti.

Garibim toplantılarımızı yaptığımız ofisin  duvarında asılı olan prezervatif kullanımı anlatan “tak da yap” posterine takılmış durumdaydı.

“Annneee bu ne ya?” diye geldi kulağıma fısıldadı.  Başka bir panoda asılı olan haberleri okumuş “Türkiye’de bilmem kaç bin insan sex yapıyor, işte bilmem kaç bin sex işçisi var” gibi haberlere gözü takılmış…

Sabah kahvaltıda ananesine gördüklerini anlatıyordu. Aralarında geçen konuşmalar:

Kızım : Ayyy annane duvarda bi resim vardı, takta yap falan yazıyoodu.

Anane : Neyi takıp yapacaklar?

Kızım : Ayy annane hani okey falan var ya, numaralı.

Annem : Okey taşları mı?

Kızım : Ne okeyi annene yaaaaa, onlardan değil. Hani reklamları da var, okey – ekstrası falan da var. Bize okulda hep anlattılar onları.

Annem : Haaaaa anladım. Evet sağlık için gerekli onlar.

Ben gülmekten yerlerdeyim…

Çocukların cinsellikle ilgili bir şey ile karşılaşınca verdiği tepkilere bayılıyorum

– – – – – – – – – – – – –

Kızım zaten biz toplantımızı yaparken bilgisayarda oyun oynadı. Oraya odaklandığı için dünyadan kopmuştur ve bize pek de kulak vermemiştir diye rahattım.

Toplantıdaki arkadaşlarım bana “kızın biliyor mu ?” diye sordular. “Hayır kızım bilmiyor” Toplantı sırasında “AIDS” lafı sık sık geçti tabii. Ama yanımda götürmemde mahsur görmedim, çünkü olan bitenin, dünyada bunların olduğunu ve bu tür sağlık konularına da uzak kalmasını istemiyorum. Bilgili ve bilinçli olsun. Göz açıp kapayıncaya kadar iyice büyüyecek ve ilerde bir gün genç bir kadın olacak.

Bizim amacımız zaten insanları ve toplumu bu konuda bilinçlendirmek, ön yargıları kırmak değil mi? İşte bende dolaylı yoldan kızımın bilinçlenmesini sağlıyorum. 13 yaşında. Önümüzdeki yıl liseye gidecek ve ben o zaman biraz daha ciddi bir şekilde karşıma alıp ona anlatacağım. Hatta UNAIDS’in eğitim CD’sini izletip, konuyu iyice kavramasını sağlayacağım.

Bana bir tek eve geldiğimizde “Anne kimi hapishanede hücreye kapatmışlar?” diye sordu ve bunu onlara yapanlara çok kızdığını söyledi. Bende “işte kızım bizim işimiz bu. Böyle yardıma ihtiyacı olan, bazı hastalıklara sahip, yeteri kadar sağlık hizmeti alamayan ve mağdur edilen insanların haklarını korumak / savunmak için çalışıyoruz” dedim. Artık evde de çevremde de bu tür konuları çok daha rahatlıkla konuşuyorum çünkü bu amacı edinmiş bir dernek üyesiyim.

Biz görünür oldukça ve kendi haklarımızı savundukça bu dünya değişecek…

Güzelleşecek…

Sevgi Yılmaz

“HIV tanısı aldığımızda gülmüyorduk…”

Teyzemin kızı Fatma’nın düğünü için İzmir’e gittiğimde HIV pozitif mail grubundan tanıdığım Prof. Dr. Deniz Gökengin’i ziyarete de gittim.

Deniz Hanım liselerde oynanmak üzere tüm bulaşıcı hastalıkları içeren “Sakıncalı Haller” adında bir tiyatro oyunu projesi yürütüyordu. Yoğun bir şekilde provalara başlamışlardı. HIV pozitif olarak benim görüşlerimin önemli olduğunu ve oyunu izlememi istedi ve cumartesi provalarına davet etti.

Bana nikahın nerede olduğunu sorduğunda ben “Uğur Mumcu Nikah Salonunda” olduğunu söyledim. ” Aaa harika bizde oranın tiyatro salonunda çalışıyoruz zaten, nikâh bitince bizim salona geçersin” dedi. Ben de öyle yaptım.

Nikâhtan hemen sonra Uğur Mumcu Kültür Merkezinin tiyatro odasına girdim. Baktım bir gurup öğrenci çalışıyor. Gülümseyerek “Merhabalar Deniz Hanım’ı arıyordum” dedim. Onlarda bana öyle birinin olmadığını, yanlış salonda bulunduğumu söylediler ve hatta biri de “sizi oyuna getirmişler” dedi.

Tüm odaları aradım ama Deniz Hanım yok.

Cep telefonundan arayarak kendisini danışmada beklediğimi ve beni almasını rica ettim. Bekliyordum ki telefonum çaldı ve bana “Sevgi nerdesin bende seni bulamıyorum! Selahattin…….(bilmem nee) Nikah Salonundasın dimi?” demez mi..

Hayda… Benim olduğum yer Bornova, Deniz  Hanım’ın bulunduğu yerde Konak’taymış  Meğer bana yanlış salon adı vermiş. Hemen yola koyulup provalara yetiştim. En sonunda Deniz Hanım’ı bulmuş ve provalarını izlemeye başlamıştık.

Oyunda birçok cinsel yolla bulaşan hastalıklara değiniliyor. Kimi hüzünlendiren, kimi de güldüren bir dille sahneleniyor. Oyunun bir bölümünde Doktor hastasına HIV pozitif olduğunu açıklıyor. Hasta rolündeki arkadaşın şoka girip ciddi bir şekilde tepki vermesi gerekiyordu. Bu sahneyi daha önce çalışmadıklarından dolayı oyun bir türlü oturmuyor ve oyuncular sürekli gülüyordu. Sahneyi defalarca tekrarlıyorlar ve gülüyorlardı…

O an, hayatın bir tiyatro sahnesi olmasını ne çok diledim bilemezsiniz.

İlk HIV pozitif olduğunuzu duyduğunuz anın hemen ardından böyle gülebilmeyi ve o salondan öylece çıkabilmeyi…

Yani her şeyin bir oyun olmasını…

Ama bizim bu hayat sahnesindeki rollerimiz gerçekti…

Ve biz doktor odasından çıkarken gülmüyorduk…

Provalar bittiğinde Deniz Hanım’a oyuncularla konuşmak istediğimi söyledim!!! Evet gene dayanamadım. Oyun sırasında, “acaba benim HIV ile yaşadığımı bilseler ne düşünürlerdi” diye çok merak ettim. İnsanların HIV pozitif olduğunu duydukları an neler hissettiklerini anlatmalıydım onlara. O anın bu kadar komik olmadığını ve bu duygunun nasıl bir şey olduğunu onlara aktarmalıydım. Deniz Hanım’a “Grupla konuşmak istiyorum. Anlatmalıyım. İçlerinden olumsuz tepki verende olabilir, benim için problem değil, hazırlıklıyım” dedim.

Yönetmen tüm oyuncuları sahneye topladı ve sözü Deniz Hanım’a verdi. Oynadıkları oyunun ne denli önemli olduğunu söyledi ve “aranızda kaçınız bir HIV pozitif gördü?” diye sordu. Yaklaşık 15 kişiden sadece 2’si görmüştü. Sonra guruba tekrar sordu “şimdi burada bir HIV pozitif görseniz ne düşünürdünüz, hissederdiniz?”

İçlerinden biri “Bu çalışmadan önce olsaydı ve ben bilinçlenmeseydim sanırım korkup kaçardım” dedi. Bir diğeri ise elini tahtaya vurarak “Allah korusunnn!” diyordu. Deniz Hanım “Şu an burada böyle bir arkadaşımız var” dediğinde hepsi şaşkın bakışlarla etrafa bakındılar… !!!

Hiç birisi bana bakmıyordu!

Çünkü ben kafalarında hayal ettikleri bir HIV pozitifle veya (halk tabiriyle bir AIDS’liye) hiç bezemiyordum. Gözlerinin aradığı; zayıf, bakımsız, avurtları çökmüş ve sarı benizli biri olmaydı.

Salonda arka taraflardan gelecek birini bekliyorlardı. Bende tam o esnada arkalardaki sıramdan kalkmış, sahnenin önüne, Deniz Hanım’ın yanına gelmiştim. “Merhaba… Ben İstanbul’da yaşıyorum, 30 yaşındayım, bir anneyim ve bir HIV pozitifim” dedim…

O an bana nasıl hayretle baktıklarını ve dona kaldıklarını anlatamam. Müthiş bir andı… Her birinin gözlerinin içine bakarak öykümü, yaşadıklarımı anlattım. Ama asla kendimi acındırarak değil… Bizlerinde herkes gibi sağlıklı olduğumuzu, hatta bir çoğundan daha da sağlıklı olduğumuzu, hayata dair bakış açımı…… vs pek çok konuyu anlattım.

Birçoğu beni dinlerken gözleri doldu. Ben sesimin titremesine izin vermeden kendime olan güvenimle anlattım. Biz HIV ile yaşayanları anlattım… Bir çok arkadaşımın sosyal etiketlerden nasıl etkilendiğini, bu önyargıların yıkılması gerektiğini …

Sonra bana sorular sordular, açık yüreklilikle cevapladım. Sohbetimiz bittiğinde sadece iki arkadaş hariç hepsi yaptıkları işe geri dönmüş, kaybettikleri teksleri aramışlardı. Hayat normal akışında ne güzel duruyordu…

O bahsettiğim 2 arkadaş, oturdukları yerde kalmış ve nemli gözlerle hala bana bakıyorlardı. Göz göze geldiğimizde gülümsedim. Sanırım akıllarına geldiğimde beni uzun uzun düşüneceklerdi. Bir avuç insan bile olsalar, yinede toplumun minnacık bir kesimine ulaşmış ve bizlerinde “normal” ve “sıradan insanlar” olduğumuzu anlatabilmiştim…

2 gün sonra Deniz Hanım’dan bir mail aldım: “Ekip senin konuşmandan çok etkilendi. Daha bir motive oldular. Oyunu harika bir performansla çıkarttılar. Yönetmen seninle ayrıca konuşmak için telefon numaranı istiyor, verebilir miyim?”

Sevgi Yılmaz

Ben Çok Güçlüyüm…

Çok şükür yeni evimize taşındık.

Valla kendi başıma bu kadar işi hallettiğim için kendimle gurur duyuyorum.

Gerçi yerleşme esnasında akrabalar yardıma geldi. Çok yardımları oldu. Ama onun dışında elektrik, doğal gaz, su, telefon işlerinin kapatılıp yeni yere bağlatılması ve babamın banka işlerini gene tek başıma hallettiklerim arasında. Çok şükür hepsi halloldu. Ama gene babam
için bir yazlık bir İstanbul koşturup duruyorum. Hala babam ayağa kalkamadı. Sabah İstanbul’a geldim ilaçları aldım ve birazdan gene yazlığa gidiyorum. Bu yollar hiç bitmek bilmiyor.

Birkaç ay önceki halimi hatırlıyorum da şu anda yaptıklarıma inanamıyorum. Deyim yerindeyse bomba gibiyim! Hemen her işin peşinden koşturuyorum ve çoğu zaman bir yaşadıklarımı bile unutuyorum.

Sanırım bu yeni ev benim için güzel bir başlangıç olacak. En azından ben bu şekilde hissediyorum. Bu evde güzel haberler alınacak, mutluluk veren sohbetler yapılacak, harika insanlar ile tanışılacak…

Bunu hissediyorum…

HIV aslında benim için bir kayıp mı yoksa kazanç mı oldu pek bilemedim. HIV ile birlikte artık hiç bir konuda olumsuz birşey düşünmüyorum. Hayatımda bana layık olmadağını düşündüğüm her şeyi çıkarıyorum. Sadece güzel ve bana güç veren şeyler artık hayatımda. Ve ben bu sayede çok güçlüyüm. Bu şekilde düşünmek ve yaşamak inanın işe yarıyor, herkese tavsiye ederim.

Sevgi Yılmaz

Bir Şarkıyı Çok Sevmek…

Bu ara üst üste en beğenerek dinlediğim şarkı… Sözleri çok anlamlı…

Bir derdim var artık tutamam içimde
Gitsem nereye kadar, kalsam neye yarar
Hiç anlatamadım, hiç anlamadılar
Herkes neden düşman, herkes neden düşman

Unuttuk hepsini, nuhun nefesini
Gelme yanıma sen başkasın ben başka
Bir derdim var artık tutamam içimde
Gitsem nereye kadar, kalsam neye yarar
Hiç anlatamadım, hiç anlamadılar
Bak bu son perde oyun yok bundan sonra
Işık yok hiç bir şey yok, yok, yok, yok
Bir derdim var,
Bir derdim var artık tutamam içimde…

Sevgi Yılmaz

21.30 ve 22.30

Hastaneden çıkmış eve gelmiştim, artık ömür boyu kullanacağım ilaçlarıma ve 1 yıl boyunca ilaç temininde kullanacağım raporuma da kavuşmuştum. Eve gelir gelmez iştahımın açıldığını hissedip saymaya başladım istediklerimi. Anneannem ve annem hepsini yapıverdiler.

Hastanede kaldığım sürede (4 gece) başka bir kombinasyon ilaç kullanmıştım şimdi ilk defa bu akşam kendi ilaçlarımı alacaktım akşam yemeğimizi yedik televizyon izledik ama bir yandan aklım ilaçlardaydı. Kendime saat belirlemiştim. 21.30. o saatte alacaktım ilaçlarımı. Acaba yan etkileri nasıl olacaktı? kusacak mıydım sürekli?

21.30 da mutfağa gittim ve elimdeki sarı ve mavi ilacı, 1. sarı 2. mavi olarak yuttum gözüm o anda fayanslara takıldı. tarih 13 nisan 2009. O anda artık her gün 21.30 da ilaç alıyor olacağım dedim kendi kendime. Hala o fayanslar aklımdan gitmez.

İlacı aldıktan 2 saat sonra bir uyku hali geldi ve o gece hem evde uyuyor olmaktan hem de ilacın etkisiyle mışıl mışıl uyumuşum.

Şimdi 2 yıldan fazladır ilaç kullanıyorum. Kışları 21.30 yazları 22.30 ilaç saatim…
Sırası da hep aynı. Önce sarı sonra mavi…

Yaklaşık 6 dakika sonra ilaç alacağım…

Deniz Türk

Ben Artık…

 

Bir hastaneye alışmak kolay olabilir mi? Hayatım boyunca hastaneleri her zaman sıkıcı, soğuk ve işlerimi tamamladıktan sonra hemen uzaklaşılması gereken yerler olarak gördüm.

İstanbul Üniversitesi (Cerrahpaşa) Tıp Fakültesi’ndeki ilk gecemden sonra biraz biraz buraya alışmaya başlamıştım.

Bu hastane benim hayatımda yeni bir şeylerin başlayacağı bir yerdi. Sevgi Yılmaz’ın hayatında beklide en önemli dönemlerden birinin başlayacağı yerdi…

Yapılan tarama testlerinde HIV pozitif olduğum ortaya çıkmıştı!!!

Sil baştan tüm tahlillerim burada yeniden yapılmaya başlandı. Westernblod – doğrulama testi ki bu test gerçekten HIV ile enfekte olup olmadığımı gösterecekti, viral yükü (vücudumdaki virüs sayısı) , CD4 sayıları (bağışıklık sistemimdeki akyuvarlarımın sayısı)…

Hepsi için tekrar tekrar kan alındı.

Benim doğrulama testimin sonucunu 2 gün sonra vereceklerdi. İnsan içinde “Belki yalancı pozitifliktir… Belki negatif çıkar diye…” diye nasıl büyük umutlar besliyor bilemezsiniz… Bu küçük ihtimalin doğru olması için dua ediyorsunuz hep…

Sonuç negatif olabilir düşüncesi aklımdan çıkmıyordu bir türlü…

Ama olmadı ve sonuç pozitif geldi…

İçimden bir çığlık yükseldi…

Sessizce; “Anne, orada mısın?”

Artık HIV pozitif olduğum kesindi!!!

Sonucu aldığım anda nedenini bilmiyorum ama korkmadım. Hüzünlenmedim. Sadece biraz şaşkındım. Çünkü bu hastalık “Hep başkalarının başına gelmez miydi?”

Bir süre sonra kendimi durumumu unutturacak olan bir soru geldi aklıma;

Peki ya kızım?

Hamileliğim sırasında mı HIV ile enfekte olmuştum, ona da geçmiş miydi? Bu düşünce beni her şeyden tüm yaşadıklarımdan daha fazla düşündürüyordu…

Bu arada hemen kızımdan kan alındı.

Çok şükür onda bir şey yoktu.

Evden televizyonu ve kitaplarımı da getirtmiştim. Manzarası gasılhane (ölülerin yıkandığı yer) olan odamda rahattım…

Korkacak hiçbir şey yoktu çünkü emin ellerdeydim…

Her gün annemle gasılhaneyi seyredip “Allah rahmet eylesin. Bu ölenin seveni çokmuş.” Veya “Aaa bak bu pek bir kimsesizmiş. Kimseler yok” diyerek katılımcı profilini inceliyorduk.

Sevgi Yılmaz