HIV Pozitif Hayatın Günlüğü

Archive for the ‘Okan Aksu – Editör’ Category

HIV VE AIDS HEPİMİZİ İLGİLENDİRİR…

POZİTİF BAK!

HIV VE AIDS HEPİMİZİ İLGİLENDİRİR.

“Erken Tanı Hayat Kurtarır! Korku Değil, Bilmek Seni Yaşatır!”

1 Aralık 2011 ve HIV 30 yaşında!

HIV (Human Immunodeficiency Virus -İnsan Bağışık Yetmezlik Virüsü) bundan tam otuz yıl önce, ilk kez 1 Aralık 1981 yılında tanımlandı. Adından da anlaşılabileceği gibi, insan bağışıklık sisteminin zayıflamasına ve tedavi alınmadığı durumda etkisiz hale gelmesine neden olan bu virüs ile bağışıklık sistemi etkilenen vücut, normalde kolaylıkla direnç gösterebileceği hastalık etmenlerine açık ve savunmasız hale geliyor. İlk tanımlandığı günden itibaren üzerinde çalışılan ve mücadele edilen bu virüsle ilgili, tanımlanmasından 7 yıl sonra düzenlenen uluslar arası bir kongrede, 1 Aralık tarihi “korunmayı ve farkındalığı” arttırmak amacıyla “Dünya AIDS Günü” ilan edildi. “Kırmızı Kurdele”, “AIDS’i biliyorum, AIDS’e karşı korunuyorum ve AIDS’ten ölenlere saygı duyuyorum” anlamı ile HIV/AIDS’in simgesi oldu.

Türkiye’de ise ilk HIV vakası 1985 yılında açıklandı. Ne yazık ki o dönemde HIV’i baskılayan tedavilerin olmaması, bilgisizlik, ön yargılar, ihlaller, tecrit ve yalnızlık, bu ilk tanının yaşamını son derece olumsuz etkiledi.

Ancak aradan geçen yıllar içerisinde HIV/AIDS Dünya Sağlık Örgütü tarafından ölümcül hastalıklar listesinden çıkartılarak kronik hastalıklar listesine alındı. 1996’dan bu yana mevcut gelişmiş ilaç seçenekleriyle kontrol altında tutulabilir hale geldi. Bilim çevreleri, HIV pozitiflerin tedavilerine erişebildikleri ve devam ettikleri sürece işlerine, okullarına, yaşamlarına devam edebileceğini, gerekli önlemlerle bebek sahibi olabileceklerini kanıtladı.

Bilgi ve bilinç HIV’den korunmanın anahtarıdır…

“AIDS (Acquired Immune Deficiency Syndrome) HIV tarafından oluşturulan, Türkçe’de “Edinilmiş Bağışık Yetmezlik Sendromu” olarak adlandırılan bir hastalıklar bütünüdür. AIDS; HIV adlı virüsün insan vücuduna girmesinden sonra tedavi olanaklarından yararlanılmadığı durumda ortaya çıkan hastalıklar bütününü tanımlar.

Ne yazık ki, HIV’in insan hayatı üzerindeki bu otuz yıllık yolculuğunda en çok öne çıkan ve önyargılar yaratan kavram AIDS olmuştur. Bilgi ve bilgilendirme eksikliği, çeşitli toplumsal normların baskıcılığı ve farkındalık yoksunluğu nedeniyle HIV/AIDS tanısı almış kişiler uzun yıllar toplum, kimi zaman devlet ve hatta medya tarafından ayrımcılığa maruz kalmışlardır.

İlk tanının konduğu günden bugüne kadar, otuz yıl boyunca, HIV/AIDS bilimsel gelişmelerle kontrol altına alınabilir noktaya gelirken, yaratılan önyargı ve korkularla mücadele etmek çok daha zor ilerlemiştir.

Ama artık günümüzde artan bilinç ve HIV/AIDS konusunda çalışan kişi ve kurumların çabalarıyla gerçeklere daha sağlıklı ulaşabiliyoruz. Örneğin; ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü tarafından

12 Mayıs 2011 günü açıklanan sonuçlarında, HIV pozitif bir kişinin etkili bir antiretroviral (HIV’i baskılayan) tedavi rejimine bağlı kalması durumunda, HIV pozitif olmayan eşlerine HIV bulaştırma riskinin %96 oranında azaltılabileceğini göstermiştir.

HIV’den korkma, bilgisizlikten kork!

Bugün dünyada tahmini olarak 33,3 milyon kişi HIV ile yaşıyor ve bunların %48’i kadın. Dünya Sağlık Örgütü, UNICEF (Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu) ve UNAIDS (BirleşmişmMilletler HIV/AIDS Ortak Programı)’nın 28 Eylül 2010 tarihinde yayınladığı raporunda; 10 ülkeden toplanan verilere göre HIV pozitif kişilerin % 60’dan fazlası HIV statülerini bilmediği yer alıyor. Bunun sonucu olarak da birçok kişi çok geç bir aşamada tedaviye başlıyor.

Oysa; tedaviye erişimi olan HIV pozitifler sağlıklı ve kaliteli bir şekilde günlük yaşantılarına, eğitim görme ve çalışma hayatlarına devam edebilmekte, evlenebilmekte ve gerekli önlemlerle çocuk sahibi olabilmektedirler.

Dünya Sağlık Örgütü gerçek sayıları tahmin etmek için izleme – değerlendirme sistemlerinin güçlü olmadığı ülkelerde resmi rakamların 7, 10 ve 20 ile çarpılması gerektiğini ön görüyor. Buna göre Türkiye’de 50 bin kişiye yakın HIV ile yaşayan olduğu tahmin ediliyor.

Olumlu gelişmelerin yanı sıra Türkiye’nin de içerisinde bulunduğu bölgede, yeni vaka sayılarında ciddi oranda artış olduğu gözlenmekte ve bu ülkemize de yansımaktadır. Olumsuz tutum içinde olan ülkelerde HIV ve AIDS; bilgisizlik, ayrımcılık ve damgalama nedeniyle hızla yayılmaya devam etmektedir.

T.C. Sağlık Bakanlığı Haziran 2011 resmi verilerine göre Türkiye’de 4.826 kayıtlı HIV vakası bulunmakta ve verilere göre her yıl ortalama % 143,16 artış olduğu gözlenmektedir. HIV pozitif kişiler arasında enfekte olmuş toplumun her kesiminden insanlar vardır.

Haziran 2011 tarihindeki verilere göre 2000 yılında Türkiye’de yeni vaka sayısı 158 iken, 2004’te 210, 2007’de 376, 2010 yılında ise yeni tanı sayısı 627 olmuştur!

Türkiye’de mevcut Sağlık Bakanlığı verileri değerlendirildiğinde, toplamda 1999 – 2010 yılları arasında HIV ile enfekte olan kadınların sayısı 271 kişiden 1.232 kişiye, erkeklerde ise 712 kişiden 2.945 kişiye çıkmıştır. 1999’dan, Haziran 2010 tarihine kadar HIV ile enfekte olan kadınların sayısı 4.54 kat artarken, erkeklerde 4.13 kat artış göstermiştir.

İlk HIV tanısı bundan tam otuz yıl önce 1 Aralık 1981 yılında kondu. Otuz yıldır dünya üzerinde ve kimi zaman bedenlerimizde onunla yaşıyoruz.

1 Aralık HIV’in hayatımıza girdiği gün. Bu nedenle biz HIV’in ortaya çıktığı günü önemsiyoruz.

İlk tanımlandığında panik, korku ve endişeye neden olan HIV; ahlaksızlık olarak tanımlanan HIV; ayrımcılığa, dışlanmaya maruz bırakan HIV; en önemlisi geçmişte öldüren HIV artık; farkındalık, mücadele, dayanışma, önyargı ve tabuların tartışılmasını ve pozitif bir yaşam kazandırdı insanlığa. Şimdi bize düşen görev HIV’den korkmak değil, erken tanı ve tedavi için test yaptırarak, korunmaktan sonraki ikinci önlemimizi almaktır. Unutmayalım ki, HIV diğer bulaşıcı hastalıklardan farklı ya da daha kötü değildir.

Bu yüzden 1 Aralık’ta HIV’le ilgili gerçekleri öğrenip, korunarak, düzenli test yaptırarak ama en önemlisi HIV ile yaşanabileceğini kabul ederek, HIV ile ve birlikte bir yaşama “merhaba” diyoruz!

Pozitif Yaşam Derneği

Yeni bir yazar daha…

Değerli okuyucu,

Pozitif günlük olarak hayatın her kesiminden pozitif hikayelerimizi sizlerle paylaşmaya devam ediyoruz.

İnanıyoruz ki, her yeni yazarımız okuyucularımız için farklı bir pencere açıyor ve bize göremediğimiz noktaları gösteriyor.

Bugün aramıza katılan İnanç Özgür’ü bu anlamda severek okuyacağınıza eminim,

Sevgiler,

Okan aksu – Blog Editörü

Bir blog hayatı değiştirebilir mi?

Bu soruya kısaca cevap vermek istiyorum: evet, değiştirebilir. Peki, nasıl mı? Birçok iyi kalp bir araya gelerek hayatı değiştirebilir. Aşağıda detaylarını bulacağını kampanya tam olarak işte bunu hedefliyor…

Bugün bloğunuzda, hayatınızda HIV/AIDS ile yaşayan insanlara yer açar mısınız?

Sevgiler,

Okan Aksu

Türkiye’nin En Çok Okunan Sosyal Medya Yazarları İyi Kalpli Bir Proje İçin Bir Arada

Sosyal Medya Önyargıya Karşı

“SorumluBlog: Bize İyi Kalbin Gerek” Fotoğraf Sergisi M.A.C Kozmetik Ana Sponsorluğunda, Pozitif Yaşam Derneği’nin desteği ile 1-15 Ekim 2011 Tarihleri Arasında Taksim Metro İstasyonu yürüyen bantlar katında…

Arama motorlarından hayatımıza giren Sosyal Medya kahramanları bu kez çok farklı bir projeyle karşımıza çıkıyor.

Gardrobunuzu açıyorsunuz giyecek hiçbir şeyiniz yok! Sevgiliniz sizinle pek ilgilenmiyor, belki de hak ettiğiniz maaşı almıyorsunuz diye hayıflanıyorsunuz… Canınız sıkılıyor, internete dalıp can sıkıntınızı giderecek bir şeyler arıyorsunuz. Sonra bir kadın görüyorsunuz, küçük bir bütçeyle nasıl iyi giyineceğinizin ipuçlarını veriyor. Başka bir tıklama sizi sevgilisinden ayrılan bir adamın sivri dilli dünyasına götürüyor, bir başka tık ben de sizin gibi işimden nefret ediyorum diyor Arama motorlarından oturma odamıza giren bu insanlar hayatlarını bloglarına dökerek yaşıyor… Hepsi farklı karakterlere, farklı dünyalara, farklı bakış açılarına sahip…  Tek ortak noktaları bitmek tükenmek bilmeyen paylaşma aşkları…

Her gün ne giydiklerini, nerelere gittiklerini, ne yediklerini, ne hissettiklerini anlatan Türkiye’nin “En çok takip edilen sosyal medya yazarları” bu kez “İyi Kalpli” bir proje için bir araya geliyor. Blog yazarları Miray Uçar ve Styleboom önderliğinde kurulan “SorumluBlog” Sosyal Medya’nın Sosyal Sorumluluğunun bilincinde olduğu mesajını veriyor.

Proje Hakkında:

“Bize İyi Kalbin Gerek” fotoğraf sergisi profesyonel Blog yazarları Miray Uçar ve Styleboom tarafından “SorumluBlog” Sosyal Sorumluluk Projesi kapsamında HIV/AIDS’e dikkat çekmek amacıyla oluşturuldu. Fotoğraf Sanatçısı Dilan Bozyel tarafından görüntülenen 20 Sosyal Medya yazarı projeye katkıda bulundu.  Hepsi birbirinden farklı 20 karakter tek bir amaç için kamera karşısına geçti. Kimi bebek sahibi olacak bir HIV pozitifi temsil etti kimi de,  HIV ile yaşayanların evlenebileceğini vurgulamak için üzerine gelinliğini geçirdi. Bu karelerin hepsi ayrımcılığa yer olmayan tek bir piknik örtüsünün üzerinde gerçekleşti.  Pucca sevgilisini streç film olmadan öpemiyor, Moda Cadısı elinde çamaşır suyu, yüzünde maske HIV ile yaşayanları tedavi etmeye çalışıyor, Cindrella HIV pozitif olduğu için toplum tarafından dışlanıyor…  Projede yer alan herkesin vücudu HIV/AIDS’in simgesi olan kırmızı kurdelelerle süslendi.  Makyaj ve Body Paint projenin ana sponsoru olan M.A.C kozmetik tarafından gerçekleştirildi.

Moda dünyasının backstage otoritesi M.A.C Kozmetik M.A.C AIDS Fonu faaliyetleri çerçevesinde projenin ana sponsoru olurken HIV ve AIDS ile yaşayan kişilere destek vermek adına Türkiye’de faaliyet gösteren Pozitif Yaşam Derneği projeyi destekliyor.

Detaylı Bilgi için: www.sorumlublog.com

Facebook       :  facebook.com/sorumlublog

Twitter           :  twitter.com/sorumlublog

Önemli Not: “Sosyal Ağ sayfalarımız 29 Eylül itibariyle aktif olacaktır”

Projeye Katılan Sosyal Medya Kimlikleri

Pucca, Ceri Levis , Onur Yuksel, Koray Caner, Serapla Moda, Zet Fashion, Cindrella Under The Umbrella, Moda Cadısı,  Modenise,  Atgotten, Kim Lan Bu Hayatimin Erkegi, Pipi Disko, French Oje,  Twitdayı ,Can Direkli,  Alışveriş Cini, Fashion By Siu, Bilun Şen,  Stilize, Styleboom, Miray Uçar

M.A.C Kozmetik Destekliyor!

1994 yılından beri var olduğu tüm ülkelerde HIV/AIDS ile yaşayan insanlara sağlık, finansal, hukuksal ve sosyal anlamda destek olmak adına birçok farklı projeler hayata geçiren M.A.C AIDS Fonu M.A.C Kozmetik’in kalbi ve ruhudur.

Bu kampanyaya gelir oluşturmak adına Viva Glam ruj serisini yaratan marka dönemsel olarak tüm dünyayı yetenekleri, başarıları ve ihtişamları ile kendilerine hayran bırakan kampanya elçileri ile çalışmaktadır. Geçtiğimiz dönemler Christina Aguilera, Fergie, Pamela Anderson gibi yıldızlarla çalışan M.A.C 2010 Mart ayından beri son dönemin fenomen ismi Lady Gaga ve 80’li yılların sıradışı ikonu Cyndi Lauper ile “From Our Lips” Kampanyası aracılığıyla tüm dünyada genç kızları ve kadınları AIDS konusunda bilinçlendirmek için çalışıyor. Çıktığı ilk hafta tüm dünyada yok satan Viva Glam Gaga ve Viva Glam Cyndi rujlarından elde edilen bağış miktarının eklenmesi ile M.A.C AIDS Fonu bugüne kadar 182 Milyon USD değerinde bağış toplamıştır. Turkiye’de Viva Glam satışlarından elde edilen tüm gelir Pozitif Yaşam Derneğine aktarılmaktadır.

M.A.C Türkiye Marka Müdürü Berrin Beksaç projeyle igili desteklerini ““SorumluBlog: Bize İyi Kalbin Gerek” Projesi M.A.C Markası’nın “All Ages, All Races, All Sexes” sloganı ile çok uyuşuyor. Markamız ülkemizde kuruluşundan itibaren büyük bir özveri ile ön yargıların yıkılarak HIV/AIDS ile yaşayan insanların daha kolay yardıma ulaşmalarını sağlamak ve hayat kaliltelerini arttırabilmek adına üretilen projelere destek vermektedir. Sorumlu Blog projesinin yarattığı farkındalık ile verilen savaşa büyük bir destek olacağına inanıyoruz” sözleri ile aktarıyor. Daha fazla bilgi için: www.maccosmetics.com; www.macaidsfund.org

Pozitif Yaşam Derneği Destekliyor!

Pozitif Yaşam Derneği, kurulduğu 2005 yılından bu yana HIV/AIDS ile yaşayan kişilerin ve yakınlarının fiziksel, ruhsal ve sosyal açıdan güçlenmelerini sağlamak, yaşadıkları hak ihlallerinde savunuculuk görevlerini yerine getirmek, HIV/AIDS konusunda toplumu bilinçlendirerek gereken önleme ve bilinçlendirme çalışmaları yapmaktadır. Bugüne kadar yaklaşık 1000’in üzerinde HIV pozitif kişiye ve yakınına ücretsiz destek hizmeti sağlamıştır. Dernek hakkında daha fazla bilgiye www.pozitifyasam.org web adresinden ulaşılmaktadır.

Hoş Geldin Mert…

Değerli okuyucular,

Pozitif Günlük yayına başladığından bu yana bizlere yeni bir şey öğreti: aslında herkesin bir gün yolu HIV ile kesişiyor.

Yanlış anlaşılmasın, bizim öğrendiğimiz şey bir haber vasıtasıyla, bazen bir şüphe ile veya bir film ile hepimizin yolu HIV ile kesişiyor.

HIV/AIDS artık tıbbi bir konu olmaktan çok hepimizin hayatında gerek sanat acılığıyla, gerek izlediğimiz haberler aracılığıyla artık toplumsal bir konu oldu.

Bugün yolu bir şekilde HIV ile kesişmiş yeni bir yazarımızın artık bizlerle birlikte olacağını ve hikayesini paylaşacağını duyurmaktan mutluluk duyuyoruz.

Yeni yazarımız Mert Sönmez hikayesini bizlerle paylaşıyor olacak. Ancak kendisi diğer yazarlarımızın aksine sadece birkaç yazı ile aramızda olacak.

Dileriz kendisini okurken zevk alır ve HIV/AIDS’in artık toplumsal bir konu olduğunu bir kez daha görürsünüz.

Sevgiler,

Editör

Okan Aksu

Mutsuzluk mu? Hani nerede?

Sevgili okuyucular,

Tam olarak 6 ayı geride bıraktık. Bu süre içerisinde bizi takip eden, mailleri ile bize ulaşan tüm okuyucularımıza çok teşekkür ederiz.

Pozitif Günlük yayına ilk başladığında birçok okuyucu sitemizin bir çeşit “yakınma” yeri olacağını düşündü. Depresif bir yayın çizgisi izleyeceğimizi, öykülerimiz ile insanların içini acıtacağımızı varsaydı…

Ne de olsa HIV/AIDS ile yaşayan insanların olumsuz bir hayatları vardı…

Ancak bugün geldiğimiz noktada insanlara sadece mutluluk ve bilgi veren bir site olarak biliniyoruz. Yaşama azmi, hayata tutunma ve mutluluk aslında bu sitenin vazgeçilmezleri oldu. Okuyucular bu sitede güç bulduklarını, yazarlarımızın pozitif bakış açılarına hayran olduklarını yazdı bize.

Burada aslında en önemli önyargılardan birini kırdık hep beraber. O da, HIV/AIDS ile yaşayan insanların mutsuz, acı çeken ve kötü bir hayat yaşayan insanlar olduğuydu.

Kısa bir tanı alma sürecinden sonra yazarlarımızın hayata tutunma azimleri ile nasıl iş bulduklarına, hayatlarını nasıl düzene koyduklarına, çalışıp bir şeyler üretmeye başladıklarına tanık olduk. Ve işin güzel yanı ilerleyen günlerde daha da güzel olaylara bu siteden hep beraber tanık olacağız.

Bizim de amacımız başlarken temel olarak buydu zaten. HIV/AIDS ile yaşayan insanların aslında mutlu bir hayat sürebileceğini göstermek.

Pozitif dünya bildiğiniz gibi değil…

Sevgilerimizle,

Okan Aksu – Editör

Bahar Gelirken…

Sevgili okuyucularımız,

Bir süreden beri HIV/AIDS ile yaşayan yazarlarımızın hayatlarını sizin ile paylaşıyoruz. Öncelikle sitemizi takip eden herkese teşekkür ederiz.

Hikâyelerini bizim ile paylaşan yazarlarımız yaşadıklarını büyük bir açık yüreklilik ve tarafsızlık ile bizim ile paylaşıyorlar. Sizlerin de okuduğu üzere yazarlarımız HIV/AIDS’den çok ikiyüzlü toplumun bu hastalığa yüklemiş olduğu haksız anlamlardan zarar görüyor…

Terk ediliyorlar, “ahlaksız” olmakla suçlanıyorlar, en yakın bildiklerinin ihanetlerine uğruyorlar…

Tüm bu sorunları sizlerle açıkça paylaşmamızın nedeni toplumda HIV/AIDS ile yaşayan insanların sorunlarını sizler ile paylaşabilmekti. Bunu yaparken hiç kimseyi üzmemeye ve suçlamamaya çalıştık.

Ancak gerçeklerden kaçamayacağımızı ve bu ülkede hala insanların bu tür haksızlıklara maruz kaldıklarını biliyoruz. Bu konuda hepimizin yapabileceği şeylerin olduğunu biliyoruz. Değişimin öncelikle kendimizden başlayacağı noktasından hareketle yaşanan olaylar olumsuz da olsa sizlerle paylaşmayı uygun gördük.

Ancak baharın da gelmesi ile birlikte hikâyelerimizde olumlu bir gidişin olduğunu görmeye başlamışsınızdır. Yazarlarımızın kullandıkları dil yavaş yavaş bir evrim geçirmeye başladı. Artık olumsuz anlam taşıyan ifadelerden çok yaşam sevinci ile dolu cümleler okuyoruz. Belki birçoğumuz bu siteyi takip ederken hikâyelerimizin dramatik bir noktaya doğru gideceğini düşünmüştür. Ancak tam tersine hikâyelerimiz yavaş yavaş mutluluğa, sağlığa ve huzura doğru ilerlemektedir.

Şüphesiz bu ülkede HIV/AIDS ile yaşan birçok insan hala çok büyük sıkıntılar çekmekte ve birçok ayrımcılığa maruz kalmaktadır. Temel olarak bu sitede size olan ve olması gerekenleri göstererek madalyonun her iki yüzüne de dikkat çekmek istedik. Evet, bu ülkede yazarlarımızın geçtiği kötü yollardan geçen ve hala geçmekte olan birçok insan var, ancak iyi haber şudur ki HIV/AIDS ile yaşayan ve çok sağlıklı ve mutlu bir hayat süren milyonlarca insan da var.

Ve biz hem olanı hem de olması gerekeni göstererek topluma bir mesaj vermeye çalışıyoruz: HIV/AIDS hakkında toplumun tutumu önce senin ile değişecek!

Çıktığımız bu yolda bizleri yalnız bırakmaya tüm okuyucularıma çok teşekkür ederiz,

Sevgiler,

Okan Aksu

Yeni Bir Yazar

 

Sevgili okuyucularımız,

Bir günlük projesini ilk oluşturmak istediğimizde sadece iki yazarla ile yola çıkacağımızı ama daha sonra aramıza başka yazarların da katılacağını biliyorduk.

Günlüğümüz bir ırmağa benziyor, bir ırmak başka ırmaklardan beslenebilirse sürekliliğini sürdürebiliyor ve büyüyor. Bu yüzden aramıza başka yazarların katılması şüphesiz bize sevinç ve güç veriyor.

Artık HIV/AIDS ile yaşayan insanların hayatlarını bu kadar açık bir biçimde bizimle paylaşıyor olması toplumsal olarak ilerlememiz ve empati yeteneği kazanabilmemiz için çok önemlidir.

Bugün aramıza katılan yeni yazarımız Deniz Türk bundan sonra bizimle öyküsünü paylaşıyor olacak. Şüphesiz hikayesi ile bizlere sağlayacağı çok şey var.

Sizi aramıza yeni katılan yazarımız ile baş başa bırakmadan önce göstermiş olduğunuz destek için çok teşekkür ediyoruz,

Saygı ve sevgilerimizle,

Okan Aksu