HIV Pozitif Hayatın Günlüğü

Archive for Haziran, 2012

ÖNCE SOLA, SONRA SOLA SONRA YİNE SOLA

Yürürken, karşıdan karşıya geçerken, yaşarken…daha çok o tarafa bakar sanki insan. En inkarcısı bile en fazla bir kere bakmıştır. Kimi hep o tarafa bakadurur.

Maazallah çarpılıverirsin. Sağına bir baksan!. Hayır hayır sol yanından çarpılırsın. Ne de güzel çarpılırsın. Bir matematiğin içinde yapılmazsın bunu, bölünür, dağılırsın da toplanamazsın.

Yasak ya! Daha çok bakarsın sola. Sevme imkanı elinden alınmışlar mı daha çok yapar bunu? Sanki inadına. Bütün çocuklar dondurmanın kaçıncı küllahını bitirdilerse? Anne hep “ boğazın ağrıyacak” diye yedirmez sana gibi bişey mi dersin bu? Yaz bitti bitecek Anne!

Sağda büyük tehlike. Trafik akıp duruyor. Kırmızıda bile durmuyorlar bazen. Can havliyle “önüne baksana!” diyecek zaman da yok. Yine çarpıldın bak! Sarı, yeşil, kırmızı kuralının, insan hayatı ve özgürlüklerinden daha önemli olduğu bir kural mı bu yani! Önüne baksana! Yaşlı bir teyzecik değil bu karşıdan karşıya geçen, kırmızılı bir kadın da değil. Ben geçiyorum ben! İNSAN’ı TEMSİLEN.

Azınlık, engelli, kocası tarafından dövülen kadın veya pozitif. Sevmeye ve sevilmeye daha bir meyillidir o yüzden. Bilgisizliği, önyargısı, yanlış yargısı bol bir trafikte, kırmızı ışığa rağmen duran yok.

Canı sırf sevmeyi çekmez insanın. Okula gitmek ister, çalışmak ister, karışmak ister çoluk çocuğa, hayatın ta kendisini ister. İster de ister. Arsızlığın daniskası mıdır bu dersin?

Aşkları da vururlar
Şarkıya şiir olur
Adanır sonsuz anısına
Kanayan sevdanın
Eyvah! Şiirler azalmış
Günümüz perişan
Yanıyor içimizdeki
Koskoca orman

Sezen AKSU tabii ki.

İnanç ÖZGÜR

Reklamlar

KÖK

Bu aralar işler yolunda gitmiyor. Yolunda gitmiyor olması, yol olmadığı anlamına da gelmiyor. Bu şarkıları çok dinlediğimdendir ikinci cümleyi rahatlıkla kuruyor olmam. Eğer hızlı okunduysa, 2. cümleye tekrar göz atılabilir.

İnsan telaşlanıyor önce. İlk telaşlardan daha kısa sürüyor artık telaşlar, korkular. El ilaçlara gitmiyor artık. Hani şu bir avuç dolusu ilaca. Kurtuluşun yolunu fısıldayan ilaçlar onlar. Ölcez ve bitçek ve biz kurtulcaz hani. Ama o zaman çukulatalı pasta yiyemicem, dondurma da. Çok sevdiğim kahverengili mavili gömleğimi de giyemicem bu yaz. Patlamış mısır sırasını haşlanmış mısıra devredecek bu ara. Onu da ısıramıcam.

O halde Sezen AKSU’ nun dediği gibi.

Yola çıkmalı. Hemen!

Sevgili Sezen, bu ara kulaklarını çok çınlattık. Sen nasılsın bu ara? Yeni şarkıların mı çınlattı kulaklarımızı?

İnanç ÖZGÜR

Sen yan gel yat, senin için yananlar var…

Günlerin en çok akşam halini sever oldum. Tam kafa yerine gelirken, yatma vakti çıkageliyor. Ve el ayak çekilince sokaklardan. İnlere, cinlere ve gececilere bırakılırken şehir, vakityine yastığı gösteriyor. İşte o an, yine sabahın olacağını düşününce ve sabahları ne kadar moron olduğumu, hatta hiç konuşmak istemediğimi hatırlayınca, hiç sabah olmasın veya sabahı hızlı bir şekilde atlatabilsem diye geçiriyorum içimden…

Temiz yatağımdayken, sorunlar artık boğazına dayanan ve hatta geçen, en sonunda yollara düşüp, bir şeyleri protesto etmek için kilometrelerce yürümeyi aklına koyan HIV pozitif Halil Ekerbiçer geliyor aklıma. Bartın’dan dört gün önce yola çıkmış bugün itibarı ile ve cebinde 80 TL varmış. Ve şimdi nerede ve nerede yatıyor diye düşünüyorum. Benim başım her gece aldığım Stocrin’den dönerken, hatta yok yağlı yedim, yok ballı yedim diye düşünürken, onun kafasını hayal edemiyorum.

Bir grup üniversiteli, bir otobüse atlayıp, doğuya kırıyor rotasını… Bir köy hedeflerinde ve kara kara asfaltların sonunda, gül yüzlü çocuklar onları bekliyor. Onlar için, tanımadıkları çocukları mutlu edebilmek için onca yolu tepiyorlar… Gözlerim yaşarıyor bu yüce değerler peşindekilerin karşısında… Sevgi ile eğiliyorum önlerinde, bir köşeden…

Bir adam ise, bilmem kaç yaşında hakkını aramak için batıya kırıyor rotasını… Yanında olasım var da, eziliyorum işte tüüüüüüüm önyargılarında yetmiş küsür milyon’un… İlaç bulamıyor, bulsa yemek yok, yese sevresinde insan hak getire… İnsansızlık da işkence beeee!!!

Tuhaf geliyor her şey… Ve iki yüzlü hissediyorum kendimi… Onun attığı her adımda, ayaklarının ağrısı artarken, ben ayaklarımı uzatmış uyumaya hazırlanıyorum. Aştığı her metre, belki beni haklarıma daha da yaklaştırırken, ahkam kesip, duruyorum sonra.

Biz insanlar böyleyiz;

Fakirken komunist kesilir, cebimiz para görünce yan çizeriz orak-çekiç’e…

Muhtaçken, isteriz de, çözülünce sorunumuz, isteyene kaparız gözümüzü…

Biz insanların savunuculuğu, savunulmaya ihtiyacımız olduğu kadardır hep…

Uyu Fatih uyu, sen mi kurtaracan dünyayı, yanan var senin için şimdi…

Uyu Fatih uyu, yarın yeni bir ahkam kesme günü doğacak nasılsa…

http://www.bartintimes.com/?p=3183

işte böyle bir meret bu sorun…

bir çok şey yapasın geliyor da, bir solucan gibi hissedip kendini, çıkıp haykıramıyorsun

😦

Fatih Egelioğlu

Twitter ile Bağlantıda Kalalım…

Sevgili okuyucularımız,

Pozitif Günlük ailesi olarak, gelişen teknoloji ile birlikte sizinle hayatın her anında birlikte olmak istiyoruz!

Bu yüzden yazarlarımızın bazıları sizlerle Twitter hesaplarını paylaşmaya karar verdi. Bu sayede severek okuduğunuz yazarlarımızı Twitter üzerinden takip edebilecek ve onlar ile bağlatıda kalabileceksiniz.

Yazarlarımızın Twitter hesapları;

Sevgi Yılmaz

Kiz_Kulesiii

Fatih Egelioğlu

FatihEgelioglu

Okan Aksu

Okan_Aksu