HIV Pozitif Hayatın Günlüğü

Archive for the ‘Genel’ Category

POZİTİF GÜNLÜK’ÜN BÜYÜK BAŞARISI

HIV/AIDS alanında ilk Türkçe blog olma özelliğini taşıyan Pozitif Günlük yayına girdiği 2011 yılından bu yana Türkiye’nin en çok okunan bloglarından birisi oldu. Birçok başarıya imza atan Pozitif Günlük 2017 yılı itibari ile toplam 1 Milyon okuyucuya ulaşarak önemli bir başarıya imza atmış oldu.

HIV ve AIDS konusundaki ayrımcılığı ortadan kaldırmayı hedefleyen Pozitif Günlük proje sorumlusu Çiğdem Şimşek HIV/AIDS alanında sosyal medyanın önemli bir araç olduğunu ifade ederek “Pozitif Günlük yayına başladığı ilk günden bu yana çok yoğun bir ilgi gördü. Bu noktada birçok HIV Pozitif bireyin ve yakının hikayesini bloğumuza taşıdık. Bunu yaparken en önemli amacımız HIV Pozitif bireylere yönelik ayrımcılığı azaltmak oldu. Bu noktada büyük bir başarı yakaladığımızı düşünüyorum” dedi.

Blog editörü Trakya Üniversitesi’nden Uzm. Dr. Okan Aksu konu ile ilgili olarak yaptığı açıklamada “HIV/AIDS konusunda sosyal medyanın önemi çok büyük. Bu blogda HIV pozitif bireyler ve yakınları kendilerini ifade etme imkanı buldular. İçerikler sadece yazarlarımızın kendi hikayelerinden değil, HIV/AIDS konusunda doğru bilgileri de  içermektedir.  Okuyucular bu sayede HIV/AIDS konusunda doğru bilgileri öğrendi. Ulaştığımız bu okuyucu sayısı bu noktada oldukça önemli bir başarı” dedi.

pozitifgunluk.wordpress.com adresin ulaşılabilen Pozitif Günlük 2011 yılında düzenlenen Turkcell Blog Ödülleri yarışmasında kişisel bloglar kategorisinde Türkiye birincisi olmuştu.

Sevgili HIV

Sevgili HIV,
Bana kattığın, kazandırdığın her şey için sana çok teşekkür ederim 😊

Bugün seninle tanışalı tam 11 YIL OLDU!

Tanışma merasimimiz pek kolay olmadı…

Ama kısa zamanda sevdirdin kendini…

Sayende;
Bilgilendim, büyüdüm, geliştim ve güçlendim…

Sayende;
Toplumsal olaylarda daha duyarlı, azınlık haklarında daha savunucu oldum. Bir sürü güzel insan tanıdım, zenginleştim.

Sağladığın tüm güzellikler için şükürler olsun…

Aileme HIV tanısı aldığımı söylemeli miyim?

HIV tanısı almak kişinin kendisi için çok zor, acımasız, eşi benzeri olmayan ve şok edici bir olaydır. Aslında kanser tanısı almak ile çok benzeşir. Ek olarak toplumun önyargılarının kişinin üzerine bindirdiği korkudır tek farkı. HIV enfeksiyonu tanısı almak, bilgisiz yığınlar nezdinde ve önünde “illegal bir hastalıktır” benzetmesinde bulunmak yanlış olmaz. Kişinin kendisine sorduğu ilk aşamadaki bir çok sorunun bazıları “Niye ben?”, “Acaba doğru mu?”, “Ne yapacağım şimdi?”, “Gerçekten bunun tedavisi yok mu?” gibi olanları yanında, “Ben şimdi bunu anneme, babama, ağabeyime, ablama nasıl söylerim?” gibi peşi sıra gelen ikinci dalga sorularla devam eder.

Özellikle toplumumuzda, kültürümüzde ailenin önemi, batı toplumlarından daha büyüktür diyebiliriz. Bireysellik ile biz anlayışındaki fark kadar farklıdır. Skalanın bir ucunda “Aile önemsiz” var ise, diğer ucuna “Ailem her şeyimdir” cümlesini koyar isek, Türkiye Toplumunda ibre “Aile her şeyimdir.” tarafına yakındır. Bizler daha nazlanmış çocuklarıyız ailemizin, daha çok öpülmüş, daha çok sarılınmış, daha çok pataklanmış bazen de… Ama hepsinin temelinde duygusallığımız yatar. Ailemiz ve biz birbirimizle kalın ve sağlam duygusal bağlarla bağlıyızdır.

HIV tanısı gibi şok edici tanılar almak, doğru bilgi ve zamanla normalleşecek bir duygusal seyir izlese de, aile ve sevenlerimizin desteği ile bu seyir büyük hızla sonuçlanabilir.

Bu durumda ailemizle paylaşmayı ciddi ciddi düşünmeliyiz. Kendi ailemizi en iyi kendimiz tanırız. Ve tabii ki kendi ailemizdeki en uygun kişiyi ve kişileri yine kendimiz belirleyebiliriz bu konuyu paylaşmada. Bu seçimi düşüncelerimizin süzgecinden geçirdikten sonraki iş, “Nasıl söyleyeceğim?” izdir…

Özellikle kalp, yüksek tansiyon sorunu yaşayan, ilerlemiş yaştaki aile bireyleri ile tanımızı paylaşmak riskli olabilir. Ailede en anlayışlı ve en güçlü kişi seçilmelidir. Daha sonra onu hazırlamak için kendi yolumuzu belirleyebiliriz.

Ona “Seninle konuşmak istediğim bir sorunum var. Ancak şu an bu sorunu büyük oranda aştım. Aslında ben de kendi sorunumun gerçeklerinin farkında değilim. Şimdi iyiyim ve her şeyi sana da anlatabilirim.” gibi bir girişle, artık sorunumuzun aşılabilir olduğu ve hayat boyu kontrol altında tutulabilen bir olgu olduğunu aktarmakla devam edebiliriz.

Tanımızın Türkçe versiyonunu söylemek daha olumlu bir etki yaratabilir. Çünkü sorunumuz toplumun büyük bir bölümü tarafından yanlış bilinmekte ve hatta başka kavramlarla karıştırılmaktadır. HIV Enfeksiyonunun, HIV Pozitif olmanın, AIDS ile karıştırıldığı gibi. Çoğu kişinin HIV Pozitif olmak ile AIDS arasındaki farkı bilmediği göz önünde tutulduğunda onlara önce “Bağışıklık Yetmezliği ile ilgili bir sorun yaşıyorum!” gibi tanımlanabilir. Hatta “Şu an sadece taşıyıcıyım ve tedavim sürmekte. Ömür boyu bir ilaç alarak hayatımın geri kalanını normal olarak sürdürebileceğim!”izi aktarabiliriz.

Onun ilk şoku yaşamasının gayet normal olduğunu kendi deneyimimizle bilmekteyiz. Gelecek sorulara uygun ve sakin yanıtlar vererek. Gayet güçlü durarak ve hatta belik zor da olsa arada sırada gülümseyerek ve sorunu dramatize etmeden, bu ilk şoku hafifletme olasılığımız var.

Zaten bundan sonraki iş olayı zamana bırakmak ve daha sonra gelecek sorulara hazır olmak ve yine uygun yanıtlar vermektir.

Ailemizde böyle güçlü ve kendimize yakın hissettiğimiz kişileri tespit edebiliyorsak, bu sorunu yukarıda anlatıldığı yol veya kendi seçeceğimiz benzeri yollarla paylaşarak, kendimiz için de bir destek yaratabiliriz. Ailemiz yükümüzü birlikte omuzlayacaktır.

Arkadaşlarımız arasında da böyle kişilerin olması olasıdır. Herkesle olmasa da, onlar içinde çok sevdiğimiz ve bizi sevenler ve yine yukarıdaki kriterlere uygun DOSTlarımız muhakkak vardır. Zaten bunu bizimle birlikte yüklenemeyecek kimseye, bizim ihtiyacımız yoktur…

Ve her halükarda yalnız değilsiniz 🙂

Sevgilerle…

Fatih Egelioğlu

 

 SAHİLDE BEN…

Aşağıda okuyacağınız yazıyı 12 Temmuz 2005 günü ‘ Yahoo HIV Pozitif Türkiye Grubu’nda yazmıştım. Arşivden buldum

Bu yazımdan 6 ay önce (11 Ocak 2005) ileri AIDS evresinde tanı almıştım. Durumum ağırdı ve ciddiyetini koruyordu. Tedaviye başladım ve sağlığımı hızla geri kazandım.

Demem o ki; HIV ile yaşamak hiçte zor değil! Bu işin altın anahtarı: Doktorlarımıza güvenmek, düzenli takip ve tedavilerimizi aksatmamak…

 SAHİLDE BEN…

part_of_the_sea_by_little_me_starfire

 Dün çok sıcak ve çok güzel bir gündü benim için…

 Bir kaç gündür yazlıktayım. Öğlenden sonra sahile indim ve biraz güneşleneyim dedim. Daha tatilden yeni geldim, zaten iyice bronzlaşmışım, hepten zenci olacağım…

Güreş ağaları gibi bir güzel yağlandım gene. Ama oturduğum yerde oturamıyorum, her yerimden terler süzülüyor. Marmara’nın denizine girmek de tatilde gezdiğim yerlerden sonra (Ege-Akdeniz) pek çekici gelmedi bana. Ama ne yapalım idare ettik artık. (Ayyy ne kadar nankörüm demi  ) Tamda dalgaların vurduğu kıyıda biraz oturayım dedim.

 Bir yandan üzerime hafifçe vuran dalgalarla oynadım, denize minik çakıl taşları attım ve çevremi izledim. Küçücük kız çocukları bikinilerinin altı kaymış, diz kapaklarına bile gelmeyen sularda çırpınıyorlar ve bir yandan da “Annneeeeeeeeeee!!! baaaaaaakkkk nasıl yüzüyorrruuuuummm beNNN !!!” diye bağrışıyorlar. Henüz ergenliğe girmemiş kızlarda bellerinde kelebek desenli simitlerle çevreden izlendiklerini düşünerek yüzmeye çalışıyorlar. Arada sahilde bir ileri bir geri yürüyen delikanlı adayları da gözümden kaçmadı tabii. Artık ergen kızların kikirdemeler mi yoksa bellerinde duran kelebek desenini mi ilgilerini çekti bilemem. Bence delikanlılar kendilerini kelebek gibi hissediyorlardı. O yaşlarda yeni tanıdıkları bu duygular ne de hoştur değil mi?

Gözlerden biraz daha uzak yerleri seçmiş uzun şortlarıyla denize giren koca göğüslü kadınları da izledim. Yüzüyorlar mı yuvarlanıyorlar mı belli değil.  Hele paçalarından giren havayla iyice şişen şortları ile daha da devasa görünüyorlardı. Ama mutluydular, önemli olan buydu…

Oturdum ve izledim… Hep izledim… Sonra kendime baktım. Sahilde tam suyun kenarında oturmuş, yüzünde hafif bir gülümseme ile minik dalgalarla oynayıp çakıl taşları atan bir kadın…

Sonra ne kadar şanslı olduğumu düşündüm. Sahip olduklarımı düşündüm (ailem [özellikle de kızım], arkadaşlarım, dostlarım, işim, yapabildiklerim ve yaşayabildiklerim.) Her zaman derim ya, bardağın dolu tarafına bakmak gerekir diye. O anlarımda bardağı dolu dolu gördüm. Ve O an orada olduğum için çok mutlu hissettim kendimi. Çünkü ben o an; iş yerlerinde çalışmaktan bunalmış bir çok insanın olmak istediği bir yerdeydim. Çevremdeki insanların da mutlu göründüklerini fark ettim ve bu bana çok keyif verdi… Sizlerin de hiç ummadığınız bir anda ne kadar mutlu olduğunuzu fark etmenizi dilerim…

Hayatı fark edelim…

O küçük kızların annelerine seslenişlerindeki çoşkuyu, ergen kızların kikirdemelerindeki işveyi yüreğimde hissettim. Bende küçük bir kızdım ve dalgalarla oynuyordum…!!!

Büyümeyen Sevgi Yılmaz…

Pozitif Yaşam Derneği İnternet Sitesi Ödül Aldı…

Sağlık Bakanlığı’nın her yıl düzenlediği ‘14 Mart Tıp Bayramı’ etkinlikleri kapsamında en iyi internet sitesi ödülünü Pozitif Yaşam Derneği’nin resmi sitesi www.pozitifyasam.org aldı…

Ankara’da 14 Mart 2012 günü ATO Congresium’da Sağlık Bakanlığı tarafından düzenlenen törende, “Üstün Hizmet Ödülleri”, “Yılın Doktorları”, “Yılın Doktoru”, “Yılın Sağlık Çalışanları” ve “Altın Stetoskop Medya Ödülleri” kategorilerindeki ödüller sahiplerini buldu.

Sağlık Bakanı’ndan Pozitif Yaşam Derneği’ne Ödül…

“Altın Stetoskop Medya Ödülleri” kategorisinde, sağlık alanındaki en iyi internet sitesi seçilen www.pozitifyasam.org’a ödülünü Sağlık Bakanı Dr. Recep Akdağ verdi.

Törende, ödülü Akdağ’ın elinden alan Pozitif Yaşam Derneği İletişim Sorumlusu Çiğdem Şimşek; “Faaliyete başladığımız günden bu yana, yaptığımız her çalışmada HIV pozitifler yer aldı. Örneğin bu gece ödüle layık görülen internet sitemizi de bir HIV pozitif arkadaşımız tasarlıyor ve güncelliyor. Pozitif Yaşam Derneği’nin çalışmalarını önemli ve anlamlı kılan; HIV pozitifler için HIV ile yaşayanların katkı sağlamasıdır” dedi.

Başta HIV ile yaşayanlar olmak üzere, toplum geneline de bilgilendirme yapan böyle bir internet sitesinin varlığına dikkat çeken Şimşek, şu sözlerle teşekkür etti; “HIV ve AIDS’e ilişkin en doğru, en güncel bilgilerin yer aldığı, HIV pozitiflerin kendi hikâyelerini paylaştığı internet sitemizin ödül alması bizleri çok gururlandırdı. Bu ödülü tüm HIV ile yaşayan bireyler adına alıyor ve tüm sağlık çalışanlarının Tıp Bayramını kutluyorum”

Ödüller Sahiplerini Buldu…

14 Mart Tıp Bayramı Etkinlikleri kapsamında ödüle layık görülenler ise şu şekilde:

  • ‘Üstün Hizmet Ödülü’ dalında 3 bilim insanı ödül kazanmaya hak kazandı. Genel Cerrah Hüseyin Talha Demirağ, Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Çağatay Güler ve Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hüsrev Hatemi, Sağlık Bakanlığı 2012 14 Mart Tıp Bayramı ‘Üstün Hizmet Ödülü’nün sahibi oldu.
  • Kendi illerinde sağlık çalışmalarına yaptıkları katkı, sağlık hizmetindeki fedakarlıkları ile 81 ilden seçilen doktorlar bu yıl da Sağlık Bakanlığı tarafından ‘Yılın Doktoru’ ödülüne layık görüldü.
  • ‘Yılın Sağlık Çalışanları’ kategorisinde;  Malatya İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde yaptıkları karaciğer nakillerindeki başarılarından dolayı Prof.Dr. Seza Yıldırım ve Organ Nakli Ekibine ödül verildi. Ödül alan diğer ekip ise gerçekleştirdikleri yüz, rahim, kalp, kol ve diğer nakiller ile Türkiye’nin gündeminde olan Antalya Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Ömer Özkan ve nakil ekibi oldu. Aileleri organ bağışına ikna ettikleri için Uşak Devlet Hastanesi’nden iki doktor da ödül aldı. 
  • ‘Yılın Sağlık Çalışanı’ ödülünü ise, Van depremi sırasında yaptıkları çalışmalara istinaden takdir toplayan sağlık çalışanları arasından seçilen 20 personele verildi. 
  • Altın Stetoskop Medya Ödülleri

İnternet Sitesi: Pozitif Yaşam Derneği’nin sitesi (www.pozitifyasam.org)

Film Dalında: Aşk Tesadüfleri Sever

Dizi Dalında: Akasya Durağı dizisi

Sağlık Programı: Sağlıklı Yaşam Programı

Radyo Programı: Mansur El Sabah, Alem FM

Habercilik Dalında: Anadolu Ajansı

Dergi: Medimagazin

POZİTİF YAŞAM DERNEĞİ

Herkesin SEVGİ günü kutlu olsun…

İlla bir sevgilimiz olması ve onu sevmemiz gerekmiyor. Bence bu gün sevgililer değil, SEVGİ günü.

Biz başkasını sevmeden önce kendimizi sevmeliyiz. Kendini sevmeyen başkasını nasıl sevebilir ki?

Kendimizden sonra insanları (hatta gıcık olduklarımızı bile), doğayı, kâinatı sevmeliyiz. Sevgi duygusu içimizi sardıkça inanın insan daha ılık oluyor ve kendini daha huzurlu ifade ediyor…

Sevgi Yılmaz

“DİKKAT HIV POZİTİF BEBEK!”

Birkaç gün önce, bir çift tamda doğum öncesi HIV pozitif olduklarını öğrendiler. Daha ne olduğunu anlayamadan bebeklerini kucaklarına aldılar.

Allah’tan bu hastanede (artık) bilgili bir ekip vardı ve vaktinde profilaksiye (HIV’in geçişini önleyici tedavi) başlayarak önlemleri aldılar.

Bahsettiğim bu hastanede ilk bebek doğduğunda (-ki doğumun orada olmasını sağlayabilmek için enfeksiyon doktorları ile epeyce bir dil dökmek zorunda kalmıştık) epeyce sorun yaşanmıştı. Bebek doğar doğmaz küvezine kocaman harflerle “DİKKAT HIV POZİTİF BEBEK!” yazmışlardı. Pozitif Yaşam Derneğinden giden arkadaşlar kâğıdı çıkartıp “her anneye ve/ya bebeğe bir enfeksiyonu varmış gibi yaklaşılması gerekir. Bu yaklaşım anne ve bebeği koruma odaklı olmalıdır” diye sağlık personeline anlatarak farkındalık yaratmıştı…

Bu yeni bebeğimiz geldiğinde arkadaşları olarak hastaneye görmeye gittik. Ay nasıl tatlıydı. O yumuk yumuk gözleri… İnanın suratı ancak 1 poğaça büyüklüğündeydi… Nasıl içim aktı anlatamam…

Anne çok şaşkın… Ne sevinebiliyor ne de üzülebiliyordu. Dengesiz bir terazide gibiydi. Yeni anne olan bir kadında aşırı hassasiyet ve duygusallık olur. Algıları çok farklı işler. Bu duruma bir de HIV tanısı eklendiği için iyice karışmıştı. Onun yüzüne baktığımda yüreğini öyle iyi okuyabiliyordum ki…

Baba da çok farklı değildi. Bir de HIV pozitifliklerini etraftan/yakınlarından saklamakla yükümlü olduğu için daha da çok stres altındaydı. Bebeği için sürekli dualar ediyordu. “Bebeğime bir şey olmasın yeter ki, benim ömrüm gitsin hiç umurumda değil” gibi şeyler söylüyordu. İçini, duygularını anlatabilmek için kelime bulamıyordu. O bebeği kucaklarına almaya destek veren herkesten Allah 1000 kere razı olsundu.

Kanımı beynime çıkartan bir şey duydum o gün. Daha önceki doğumdan sonra hekimler ve hemşirelerde sorun yaşanmamıştı. Ancak, anne ve babanın HIV pozitifliklerini bilen babaanne, hemşireye kirlenen çarşafı değiştirmesini rica ettiğinde, “gerek yok boşuna masraf ettirmeyin” demiş! (ne yazık ki her yerde bir numunelik kalıyor böyle) Babaanne de ”senin cebinden mi çıkıyor para? Biz ödüyoruz parasını” demiş. Allah’tan babaanne vermiş cevabını. Ama sağlık personelinin kötü davranışlarını anlatırken gözleri doldu kadıncağızın. Umarım en kısa zamanda toparlarlar kendilerini diyeceğim ama, bebeğin negatif sonucun ellerine almadan içleri rahatlamayacaktır.

-ki uzun yıllardır etkili önlemler sayesinde HIV/AIDS ile yaşayan kişiler HIV ile enfekte olmayan bebek sahibi olabiliyorlar. Doğum sırasında ve sonrasında alınan etkili önlemler ile HIV’in bebeğe geçiş riski % 0,5’in altına kadar düşürebiliyor. Daha fazla örnek ve bilgi için aşağıdaki linke göz atmanızı tavsiye ederim…

http://pozitifyasam.org/assets/files/hiv_pozitifler%20kariyerde_yapar_cocukda_2011.pdf

Sevgi Yılmaz